FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

Allegro 

Allegro 

Mayıs geldi doğa uyandı, bizim buralarda biraz daha geç geliyor bahar. Yarı yayla diyebileceğim Fethiye-Yeşilüzümlü’de doğa anca uyanıyor. Laleler, güller, leylaklar, filbahriler tomurcuklarını göğe uzatıyor, açıyor artık. Asmalara su yürümüş mini mini yeşil yaprakları çıkıyor. Kuşlar cik cik anlatmaya doyamıyor. Hepsi büyülü bir ahenk içinde, kendi zamanlarını bekleyerek, birer birer başlıyorlar, hünerlerini göstermeye.

Doğa orkestrası, enstrümanistleriyle, bahar konçertosunda buluşmuş  gibi. Fonda Vivaldi’nin İlkbaharından  notalar duyuyor gibiyiz. 

İtalyan besteci Antonio Vivaldi tarafından keman için bestelenmiş dört konçertodan oluşan Dört Mevsim , 1725 yılında bestelenmiştir ve Vivaldi’nin en ünlü eseri olmakla beraber, aynı zamanda Barok müzik ve Klasik müzik repertuarının en ünlü örneklerinden biridir.

İlk olarak İtalyan edebiyatında görülen, klasik Avrupa edebiyatında yaygın olarak kullanılmış ama  Türk şiirinde sadece  Servet-i Fünun şairlerinde görülen, iki dört dizeli ve iki üç dizeli bölüm olmak üzere 14 dizeden oluşan nazım biçimi olan soneler, Dört Mevsim ile ilgili hep konuşulan ve tartışılan yegane konudur.

Acaba soneler mi müziğe,  yoksa müzik mi sonelere eşlik etti? Vivaldi sever araştırmacılar elbette bestecinin bu soneleri yazabilecek kadar yetenekli olduğunu düşünür ki bence de o yazdı. Böyle bir yeteneğin hayal dünyasında bestelemek yetmemiştir, onları çizmekle, şiirleri yazmakla kalmamıştır hatta çobanı, perileri, rüzgarı, kuşları, görmüştür.

Ayrıca eser ilk baskısında sonelerle birlikte  yayınlanmıştır. Yani dediğim gibi bence o yazdı, 

okuyun sizde bana hak vereceksiniz…

Allegro (neşeli)

A İlkbahar geldi

B ve kuşlar onu neşeli şarkılarıyla selamlıyor

C Hafifçe esen zefir rüzgarı, pınarlarla söyleşiyor.

D Karalara bürünmüş gökyüzü, şimşek ve gökgürültüsüyle herkesi korkutuyor.

E Susmuş olan kuşlar, havanın düzelmesiyle yeniden şarkılarına başlıyor.

Largo (ağır ve görkemli)

F Çiçeklerle kaplı çayırda, yaprakların hışırtısını dinleyerek sadık köpeğinin yanında, çoban huzurlu bir uykuya dalmıştır.

Allegro (neşeli)

G Masmavi bir gökyüzü altında neşeyle çalan gayda eşliğinde, peri kızları ve çobanlar pırıltılarıyla ortaya çıkan baharın sevgi dolu çatısı altında dans ediyor…

 İşte şu ahenge bakın, Alman yazar, şair Friedrich Vischer

Hiçbir şekil, hiçbir sözcük kalbin derinliklerini müzik kadar iyi ifade edemezdemiş ya, ne kadar da güzel demiş…

Müzikte notalar düzgün ve ardışık sırayla birbirini takip eder. İşte bu ritimdir. Müziğin en temel elemanıdır. Düzenli ve akıcıdır. Melodi ve armoni onu takip eder. Melodi, müzikte yan yana dizilen notalar dizisini işaret eder. Müzikte bir duyguyu vermek için kullanılan en etkili unsur olan melodidir ve aynı zamanda bir müzik parçasında en kolay hatırlanan unsur olarak karşımıza çıkar. Hani bir şarkıyı hatırlamak istediğimizde mırıldandığımız şey vardır ya;  heh işte o melodididir.

Melodinin ana hattını oluşturan da ritimdir ve ritim melodi olmadan varolabilir ama melodi ritim olmadan varolamaz. Anlaşılan o müzikte müzikte kral ritimdir.. Demokratik bir ortam yok mu yoksa müzikte diye düşünmeden edemiyor insan.

Geçtiğimiz  yıllarda  bir röportajını okuduğum ünlü Macar piyanist, orkestra şefi ve besteci Zoltan Kocsis “sanatsal açıdan orkestrada demokrasiye yer yok” diyordu.

“Orkestra bir araç. Sonuç için bir iradeye ihtiyacı var. Yani bir patron lazım orkestraya. Herkes fikrini söyleyebilir ama bu çok uzun bir zaman ister ve böyle bir zaman yok. Bir tartışmada pek çok haklı çıkabilir ama durumda bile patron orkestra şefidir.  Topluluktaki en iyi müzik insanı odur. Eğer bu şekilde uygulanmazsa ortaya büyük bir belirsizlik çıkar” diye devam etti röportajda  Kocsis.  Peki ama çok sesliliğe ihtiyacımız yok mu?

Müzikte çok seslilik, enstrüman sayısının çokluğundan ziyade, birbirinden farklı ama tamamlayıcı parçaları çalıp, entrümantal sohbet diyebileceğimiz sonucu ortaya çıkarır. Biz gerçi sohbette pek iyi değiliz sanki. Çok seslilikten korkanlar ve sadece kendisi konuşsun isteyenler arasında kaldık . Çok sesliliği pek benimseyemedik mi acaba? Farklı görüşler, tartışmaların geri dönülemeyecek yollara gitmesi de hep bundan değil mi? Halbuki, çoklu görüş, ileri gitmenin en önemli yoludur. 

Muazzam bir uyum içinde olduğu zaman ne kadar da büyüleyici olabildiğini gördüğümüz demokrasinin çok sesliliğin temeli olduğunu bilip, bunu arar ve ulaşabilmek için çabalarsak bahar gelmiş olacak.

Doğa Anaya  orkestra şefi dersek; çiçeğiyle, böceğiyle, cıvıldayan kuşlarıyla muhteşem bir uyum içinde getirdi baharı… 

Söz verdiği gibi…

İşte dinlemeniz için orijinaliyle birlikte Vivaldi’nin İlkbaharının farklı versiyonları

Çağla Aktay Topel

Çağla Aktay Topel

Tüm Yazıları