1. Sayı

Elif Gamze Bozo

Elif Gamze Bozo

MUHABİR, YAZAR, FOTOĞRAFÇI 1984 yılında Ankara’da doğdu. Cam kemik hastası olarak dünyaya geldi. İlkokula başlama çağında hastalığı nedeniyle, okula alınmak istenmedi. Ailesinin büyük bir mücadelesi ile okula alındı. İlkokul yıllarını Osmaniye’de geçirdi. Ortaokul dönemlerinde Ankara’ya yerleşti. Okul yıllarında birçok şiir yarışmalarında ödüllere layık görüldü. Sonra sağlık nedenlerinden dolayı Açık Lise’de okul hayatına devam etti ve Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde eğitimini tamamladı. 2008 yılında Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği’nden (AFSAD) fotoğraf sanatı eğitimi ve 2011 yılında Anadolu Üniversitesi “Etkili Konuşma ve Diksiyon” eğitimini başarıyla tamamladı. Üniversiteyi okurken Evrensel Gazetesi ve Hayat Televizyonu kanalında 5 yıla yakın muhabirlik yaptı. Fakat…
Devamı
Sinemanın Kayıp Kıtası: Kadın

Sinemanın Kayıp Kıtası: Kadın

Ayşe Özer Beş temel öğesinin üstüne altıncı öğe olarak baktığı ancak görmediği kadını Hindistan zanneden bir Kolombdur sinema. Kadın, ya uzaktan seyredecektir geçen gemileri, ya da kendini keşfedecektir. Ama belki de kadın, kendi kendine yalan söylemeye başladığından bu yana kimseye inanmamaktadır.  “Sarılıp kendi gövdesine sımsıkı, bir kadın kendini doğurabilir isterse”                                                                                                 Cemal Süreya Kadın her yerde kadındır tümcesinin zihnimizdeki görsel karşılığı ya ojeli tırnaklarıyla tüfeğini tutan bir kadın asker, ya topuklu pabuçlarıyla hizmet vermeye çalışan bir arama kurtarma görevlisi, ya da elinde beziyle bulunduğu her ortamı hijyenik bir hale getirmek için uğraşan cefakar fedakar varlıktır.  “Gezmiş eşyada belli, bir…
Devamı
Abbara*

Abbara*

Fotoğraf: Barış Tolga Demircigil Ayşe Özer Yağmur çiseliyor. Çarşı kör. Görmüyor, görmek istemiyor yalın ayak kız çocuklarını. Şeker Kız Candy derdi geçen sene ölen büyük ablam bana, “Aman erirsin iki damla düşünce, kaç kaç hemen!” Ayağımdaki yırtık terliğin biri sokağın seline kapıldı. Şimdi anlat anlatabilirsen. Kaçtım abbaraya. Burası sıcak, rahat, üstü kapalı. Bir prensese tutulan şemsiye gibi. Benim şemsiyem taştan. Sen çıkardın beni baştan.  Evlilik çağım gelince sevdiğime kaçacaktım. Burada buluşacaktık. Bu sığınakta. Sonra “İki ev arasında abbara var, kimseye görünmeden rahat gider gelirsin” diye yan evin iki karılı küçük oğluna verdiler beni.  Sığınağım hapishanem oldu. Çarşı kapatmış elleriyle yüzünü. …
Devamı
Kadın Türünü Seviyorum, Erkek Türünü Sevdiğim Kadar

Kadın Türünü Seviyorum, Erkek Türünü Sevdiğim Kadar

Yelda Karataş İçgüdülerimi seviyorum. Onlarla doğdum. Yeteneklerim gibi. Sevişmek en kıymetlisi. Yetenekliyim bu konuda. Ve kiminle ne zaman nerde ne yapacağıma ben karar veririm. Bir çocuk bir hayvan ve hatta bir taşa rızası hilafına dokunmadıkça sevişmek bir insanı geliştirir.  Aldatmak benim yüreğimde hiç olmadı. Hep haber vererek dokundum tenlere kimseyi bir taşı bile incitmeden, zorlamadan ve onların da sevişme isteklerini hissederek, bilerek. Birlikte olduğumda hiç bir ilişkiyi diğerinden ve hatta kamu bimarı'dan saklamadım. Çünkü yanlış, insani değerleri acıtan bir eylem yapmıyordum. İsim vermedim istenmedikçe. Ne tuhaf dürüst, şeffaf ve açık duruşum hep cezalandırıldı. Naz yapmayışım 'orospu' nişanı, sevgililerimi gizlemeyişim ve…
Devamı
Hiç Bir Kitaba Göre

Hiç Bir Kitaba Göre

Yelda Karataş Kadınların merak ettikleri BEŞ ÖNEMLİ NOKTA..... 1. Yumuşak G noktası hakkında erkekler ne düşünüyor, ne kadar bilgileri var?Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur şarkısı Ermeni besteci Gomidas'ındır ve hatta Çırpınırdı Karadeniz ezgisi de onundur... Bu niye tüm Türkiye kadınlarından saklanır?  2.Sekiz kere hadi bilemedin on kere sonra ne oluyor? yani her gece her gece?Yani diğeri sayısız kere bu şey .. hani kim güçlü? Tek başına koyma kulların diyoruz  da duyan var mı? Sekiz uğur sayısı olan kaç kadın vardır; araştırma yapılmalıdır. 3. Bu oral hakkında niye bu kadar uzun uzun ahkam kesiliyor, şekerin  kimseye zararı yok. Zevk…
Devamı
Yokluğunda

Yokluğunda

Lina Salamandre Yontucuların elinden kaçtımdı yoksa beni derdimden yontacaklardı beni eflatun bildiğim dünyadan tarih adında bir çamurdan olmadığım atlaslardan kuş gibi bir şeydim de beni kanatlarımdan yontacaklardı vay ki vay ellerine kalsaydım olmazdım şimdilerde öleyazardım bir mücbir sebepten belki de öyle böyle atlattım faillerimi -bana aferinler yontucular siz -ne fenasınız sizler Yolda durdum durdum sordum Benim kışlığım hani sert kabuğum kasırgam kimden kaldı bana bu evham kalbime bu eziyet vay ki vay hani yakındım yaklaşıktım tamamlanmaya bir aşkla derken yontuculardan kaçtığımı unuttum etimi emdim zehri tükürdüm bir kefaletim vardı ödedim bir önüme iki ardıma baktım sana gelene kadar yontuculara teslim…
Devamı
Vay

Vay

Betül Dünder Yontucuların elinden kaçtımdı yoksa beni derdimden yontacaklardı beni eflatun bildiğim dünyadan tarih adında bir çamurdan olmadığım atlaslardan kuş gibi bir şeydim de beni kanatlarımdan yontacaklardı vay ki vay ellerine kalsaydım olmazdım şimdilerde öleyazardım bir mücbir sebepten belki de öyle böyle atlattım faillerimi -bana aferinler yontucular siz -ne fenasınız sizler Yolda durdum durdum sordum Benim kışlığım hani sert kabuğum kasırgam kimden kaldı bana bu evham kalbime bu eziyet vay ki vay hani yakındım yaklaşıktım tamamlanmaya bir aşkla derken yontuculardan kaçtığımı unuttum etimi emdim zehri tükürdüm bir kefaletim vardı ödedim bir önüme iki ardıma baktım sana gelene kadar yontuculara teslim…
Devamı
Ses

Ses

Xakesteri Tari Işığın yolunu açan kalbim bir deniz kestanesinin katline karışmış mor ince kabuklara yakışmayan ölüm En ağırı gözyaşları, kederli denize başkaldıran ve sabahın ışığı. kayalarda dolunayın izini arayan imdi parmaklarımdan akan karanlık mor bile değil Tuzlu suda yaşam parlak. dip çekici kabuğu kıran el sakin. kaç yosunla dolandım hatıralarına batık gemilerin. sirenler ağlıyordu kırık bir güvertede.
Devamı
Philadelphia

Philadelphia

Yelda Karataş Philadelphia, ilk bağımsızlık bildirgesi'nin okunduğu kent Amerika'da. Filmin adını bu kentten alıyor olmasının açık kapalı nedenleri var kuşkusuz. Gay’lerin kalabalık olduğu yerlerden biri olduğunu okudum. Filmi anlatacak değilim, filmi izlerken hissettiğim en değerli duygumu aktarmak istiyorum. Benim için sinema tarihinin unutulmaz kısacık bölümlerinden biri.  Sözünü ettiğim bu sekansı daha önce başka vesilelerle paylaşmıştım. Hem filmden, hem de Maria Callas'ın o olağanüstü yorumunu da eklemiştim. Eşcinsellik üzerine didaktik ve sulu bir yaklaşımın yanına dahi uğramayan bu anlatım, bir filmin sadece konudan ibaret olmadığını da söylüyor bize.  Konu bir araç. Requiem gibi. Siz ölümü ciğerinizde nasıl duyarsanız öyle bestelersiniz Requieminizi.…
Devamı
Bim’de Eski Karımı Gördüm

Bim’de Eski Karımı Gördüm

Gregor Hamza Milyonda bir olasılıktı, ama oldu işte. Olasılık olması onun BİM’e gelmesi değil, benim çok nadir gitmem. Üstelik onun evinden kilometrelerce uzakta, benim evimin az ötesindeydi. Akşam yemeğinden sonra, canım tatlı çekti. Düşkün değilimdir tatlıya. Fakat, bu akşam canım çekti işte. Üzerimdeki eşofmanımı değiştirmeden, banyoda kullandığım mavi plastik şıpıdık terliği ayağıma taktım ve gittim BİM’e...Önce dışarıda durdum ve giriş kapısının hemen yanında asılı, "Haftanın Ürünleri" nin olduğu cama asılı afişe baktım. Yeni bir yorgana ihtiyacım vardı fakat satıştaki yorganlar çift kişilikti. Modern yaşamın(!)  geldiği son noktada boşanmalar hızla artmışken, neden yalnız yaşayanları ötekileştiren bir satış tercihiydi bu anlamadım. O…
Devamı