2. Sayı

Göç Hikayeleri

Göç Hikayeleri

Kamil Küpeli İlk defa görüşeceğiz. Bir dostun yeğeniymiş. Üniversiteyi bitirip, soluğu Londra'dan alanlardan. Sözleştiğimiz mekanda buluştuk. Merhabalaşıp tanışarak cam kenarındaki boş bir masaya oturduk. "Ne yiyip içeceğini sordum" "kahve içerim" dedi. Masaya gelen garson kıza iki kahve söyledim. Kahveler gelene kadar biraz daha tanıştık. Ben ona okulunu , mesleğini planlarını sordum. O da bana kaç yıldır İngiltere de olduğumu, ne iş yaptığımı ve yatırımlarımı sordu. Çok geçmeden kahvelerimiz geldi.  Heyecanla anlatmaya başladı.  Cümlesinin  birini bitirmeden diğerine geçiyor. Onun merakla anlattığı planlarını dinlerken kirli beyaz fincandaki kahvemi bitirdim. Bu görüşmede sıkıldığımı belli etmemek için ara sıra "Hadi ya, öyle mi!" diye…
Devamı
Yaşlılık Bir Süreçtir

Yaşlılık Bir Süreçtir

Yelda Karataş Kalın beyaz boynu kırışan kızım İmkânsızdır ihtiyarlamamız bizim Etin gevşemesine bir başka tabir gerek Zira ki ihtiyarlamak Kendinden başka hiç kimseyi sevmemek demek Nazım Hikmet Çocukken bütün yaşlıların o yaşta doğduğunu sanırdım. Sanki gençlikleri hiç olmamış, onların da bir baharı ve sevinçleri olmamış, buruşuk tenleriyle doğduklarını düşünürdüm. ‘o da çocuktu bir zamanlar’ diyen şairi henüz okumamıştım. Sonradan anladım ki yaşlı sayılmanın bir ön yargısı var toplumda bir kategorize kabı ve yüzyıllardır oturmuş algısı. En kaba söylemiyle ‘Ölüm en çok yaşlılara yakışıyor’. Onlar da ‘Her ölüm erken ölüm’ diyeni okumamışlar hiç. Belki yaşlıları ölüme ait görmek gençliğe ve kendini…
Devamı
Furuğ Ferruhzad

Furuğ Ferruhzad

Yaralarım Aşktandır bu akşam görkeminin eşiğindeyimgına gelmişim bu çabadan telaştan gınailhamın dürtüsüyle allak bullakımey şiir ey kan emen tanrıça ne zamandır fısıldamıyorsunkulaklarıma tanrısal şarkılaryine kana susamışsın bilirimama yeter aldığın bu kurbanlar bilemezsin bencilliğinle sen nelerkuluna öfkeyle sen neler yaptınsevdanı kalbine koyuncaonu her şeyinden koparıp attın ne acı ki sana güldüğüm günden beribeni üzmeğe uğraştıngözyaşlarım kan oldu ve sendöktün kadehlerine içtin attın beni lekeler tuzağının eteklerineadımı ayaklarına atıncaumut aynamı taşlara çarpano kimdir ah ey tanrıça günah dolu öpüşlerin kokusundasenin alevli düşlerini gördümtatlı bir hüzünle seninsuskunluk tapınağında dans ettim ne yazık ki bardağımda benimhasret ve acı vardı sadeceey sonbahara ermiş umutlarımadımın çiçek…
Devamı
Theodoros Angelopoulos Sinema Diliyle, Unutulmuş Şefkatin Derin Karanlığında, Sürgünlerin Balkanlardaki Öyküsü

Theodoros Angelopoulos Sinema Diliyle, Unutulmuş Şefkatin Derin Karanlığında, Sürgünlerin Balkanlardaki Öyküsü

Yelda Karataş Özet Savaşsız tek bir gün bile geçmeyen Balkan Tarihi’nin kültürü aynı zamanda, savaş sürgünleri tarihidir. Yirminci yüzyıl, Balkan Savaşları ve Dünya Savaşları ile birlikte, parçalanmış devletler ve bu devletlerin değişen toprak parçalarının ağır gerçeğinde milyonlarca insanın parçalanmış yaşamlarını da ortaya çıkarmıştır. Kültür, din ve edebiyat alanında ortaya çıkan bütün belge ve yapıtlar, bu acı gerçeğin karanlığının Balkanlar’ın üzerine nasıl çöktüğünün kederli tanığıdır. Bu tanıklardan en değerlilerden bir tanesi, değerli kültür ve sanat insanı ve dünya sinemasının büyük ismi Theo Angelopoulos’tur (27 Nisan, 1935- 24 Ocak, 2012 ). Bu çalışmada, Angelopoulos’un filmleri ele alınacak ve Balkanların sürgün tarihi incelenecektir.…
Devamı
Bugünü Mutlu, Yarını Umutlu Olmayanlar

Bugünü Mutlu, Yarını Umutlu Olmayanlar

Yelda Karataş ÇOCUK İŞÇİLER ÇOCUK GELİNLER Dünya’da her 7 DAKİKADA BİR KIZ ‘ÇOCUK GELİN’ oluyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankası verilerine göre, gebelikte anne ölümü, 15-19 yaş kadınlarda intiharın ardından ikinci ölüm nedeni olarak belirlendi. Save The Children'ın Ekim 2016'da yayımladığı rapora göre, dünyada her 7 dakikada 15 yaş altı bir kız çocuğu evleniyor. Afganistan, Yemen, Hindistan ve Somali'nin başı çektiği bazı ülkelerde 10 yaşındaki kız çocukları genellikle kendilerinden oldukça yaşlı erkeklerle evlendiriliyor. Rapora göre, çatışma ve savaşlardan etkilenen kız çocukları yüksek olasılıkla çocuk gelin oluyor. Mülteci durumundaki birçok aile kız çocuklarını güvenlik ve savunma mekanizması nedeniyle evlendiriyor. Ayrıca,…
Devamı
Işıklı Gemi

Işıklı Gemi

Yelda Karataş Fotoğraf: İsa Atalan Bana bir ışıklı gemi çiz Her renkten olabilir Kötülüklerin izini silen Bir denizde yürüsün Sevinçli saçları olsun tayfalarının Müziği kalpten gelsin Rüzgârları tanıyan incelikte Bir ışıklı gemi İçinde çocuklar gülsün Kar tanelerine de açsın göğsünü Kavurucu tenine de güneşin
Devamı
Fisto Kelebeği

Fisto Kelebeği

Nalan Çelik cinsiyetimiz kaderimizi belirler dayatmasındaerkek doğmadığı için aforoz edilmişorfoz balığı bulut olmuşileri geri yüzüyordu woolf’ün orlando’suyla çıplak arama evlerde başlargünlüğünüzkitaplarçekmecelerkirli sepeti konuşkandır ben sana demedim mi tehdidindeçekilip fırlatılan parçalanmış elbisederisinden sökülen saçyanaktan alınan parmak makaslarıindiriliveren donunuzçıplak arama evlerde başlarçıplak arama aynalardasöyle söyle güzel aynadikiz aynasını duydun muaynaların aynası cep telefonu nöbette çıplak arama masalarda etkinliklerdebastırılan sesyarım kalan cümledikiz gözlerdeki pusu orfoz balığı bulut olmuş  ileri geri yüzüyordu fisto kelebeğinin kanatlarıyla
Devamı
Yaralı Kuş

Yaralı Kuş

Yelda Karataş Fotoğraf: Cengiz Yavuzak Karnı doymalı önce bir çocuğun Sığınacak çatı altı Ruhunu okşayacak bir el olmalı Oysa onların, Aynalı elbise dolabı En temizinden bir entari belki kırmızı Özenle kesilmiş kâkülleri Yarına kalacak anne resimleri Yok Şimdi yalnız sokaklara ev diyor Bir küçük beden çıplak ve kimsesiz Köşe başına kıvrılmış ayak izleri Başında güvercinler çırpınıyor Ah, nasıl sevinecek biri uzatsa elini Güneş’ten başka dönüp bakan Yok Kaldırımlar iyi tanır kimsesiz ıslıkları Pazar kahvaltısı bütün aile Masa üstünde dolu süt bardağı Yumuşak yastıkta deliksiz uykuları Defterlerinde ‘güven’ sözcüğü Yok Ey insanlar unutmayın Dünyanın yaralı kuşlarıdır sokak çocukları
Devamı
Mor Sardunya

Mor Sardunya

Yelda Karataş Fotoğraf: Cengiz Yavuzak Bu ülkede çocukluğumuz yalnızdır Her bir çiçeğin gözyaşı sularken toprağı Yorgun çocuklar korosu yapayalnızdır Zindanda Sakine Darağacında Erdal Ve yatağında Hasan, Hüseyin Gezi Parkı'nda çadır kuran bir avuç yürek Ve Che’ye inanan bütün çocuklar yalnız doğup yalnız öldüler Bedeni kimsesizlikten titreyen sübyan koğuşundaki çocuklar kadar Alnına ölümün harfleri yazılı Ortadoğulu gelinler yalnızdı gerdek gecelerinde ay kızıl doğarken Hemcinsleri de yalnızlıklarında boğardı çocuk çığlıklarını Ve burnumuzun ucunda kağıt toplayan çocuklar ‘Hayattan beklediğim bir şey yok benim gibiler erken ölür ve görmezler bir sevdalı yüzü bile’ diyor Bu ülkede ve dünyada çocukluk yalnızdır Bu demektir ki romantizme…
Devamı
Büyüyünce Dansöz Olacam

Büyüyünce Dansöz Olacam

Yelda Karataş Fotoğraf: Cengiz Yavuzak İlk ne zaman gördüm bilmiyorum, kıpkırmızı ışıltıları iki göğüs üstünde pırıl pırıl. Sallanıyorlardı, kalçalarda da. Müzikle bedenin uyumu beni sarhoş etmiş olmalı. Ama nerede gördüm hala meçhul, televizyon yoktu çocukluğumda. Neydi o kırmızı pırıltılı şey, uzun araştırmalarım sonucu öğrendim: Dansöz! Soruyorlar misafirlikte herkesin çocuğu akıllı: ‘Doktor olacağım’, diyor, ‘Mühendis olacağım’…öğretmen, hemşire, astronot bile var! Ben ısrarla ‘dansöz olacağım’ diyorum. Annem kaş göz, babamın gözleri yuvalarından fırlamış, ablam kederli; ‘ah çocuk!’ der bakışı. O bakış ölünceye kadar eksilmedi neye heves ettimse yüzümden. Ne olacakmışım?: Dansöz… bin kere dansöz. Babam kalpten gidecek ben hala kararlıyım. Dedi: ‘kapatın…
Devamı