6. Sayı

Bodrum

Bodrum

....hatıraları hızla unutmaya çalışan akıl, vücudun bütün uzuvları gibi yaralarını, acılarını sağaltıyor. Ama gönül, asıl o, hatırda olanı deneyimlerine ekliyor. 'hiç unutmam, insan nasıl direnir başka diyor'.Duyguların hafızası, gönlümüzün hatırası duyarlılığımızı berraklaştırıyor, her an'ı bilince çıkarıp sorguluyor.Acısını ve sevincini sorgulayan canlıdır insan, tıpkı bir öküz gibi. O da deneyimler. Öküzler o gözleri sürmeli canlar, tıpkı kelebekler gibi doğaya, onun parçası olduğunu hissettiği insana gönül kucağını açar içtenlikle, her seferinde.Doğayı yeniden üreten İnsan, deneyimlediği acı ve sevinçleri, karmaşık bin bir duygusunu gönlüne tarih düşer. Buna hatıra denir.Yıllar ilerledikçe gönülde kalan, yeniden kurgulansa da güven duygusu, direnç ve insan onuru söz konusu…
Devamı
Kadına Yönelik Şiddet Politiktir

Kadına Yönelik Şiddet Politiktir

KİM KİMİN CANINA OKUYACAK?Şu bir gerçek ki şiddet milyonları etkileyen dizilerimizin olmazsa olmazı.  İyi ve kötü erkekler birbirleriyle kıyasıya savaşırken kadınlar sadece bir aracı konumunda. Bu açıdan da oradan oraya savrulan kurban rolünün dışına bir türlü çıkamıyorlar.  Sonunda da tıpkı  masallarda olduğu gibi cesur bir prens, yani muhteşem bir erkek tarafından kurtarılıyorlar. Heyecan, korkular ve kaçınılmaz mutlu son. Kadına tek düşen göz kamaştırıcı güzellikte olmak, böylelikle hem yakışıklı hem de güçlü bir erkeği tavlayarak sorunu kökünden çözmek. YA PRENS CANAVAR ÇIKARSA?Öyle de yakışıklı erkeğin bir gün canavara dönüşemeyeceği ne malum? Erkekler canavar oldukları için mi? Hayır ama kadınlar kendi ayaklarının üstünde duramadıkları için. Kadın…
Devamı
BEDENİN BİR SAVAŞ ALANIDIR

BEDENİN BİR SAVAŞ ALANIDIR

(Your body is a battleground) afişiFotoğraf: Birnur Akan, Ekim 2019, LACMA Bu eserle 2019 yılında LACMA (Los Angeles Country Museum of Art)’ta karşılaştım. Afiş olarak yapıldıktan tam 30 yıl sonra. Sanatçısı Barbara Kruger ile tanışmam da işte böyle oldu…İtiraf etmeliyim bu, benim için büyük bir ayıp ve kayıpmış. Barbara Kruger aktivist, feminist, Amerikalı grafik sanatçısı. Hem meslektaşım, hem görüşlerimiz yakın, ancak ABD’ye gitmesem belki tanıma fırsatı bulamayacağım bir sanatçı. Nedenini düşününce, kendime olduğu kadar bizlere Akademi‘de temel sanat ve grafik sanat eğitimi veren sisteme de kızdım. Herkesin bildiği bir iki isim dışında -hele kadınsa bildiğiniz kaç Amerikalı sanatçı var, bir…
Devamı
Tatar Çölü – Dino Buzzati

Tatar Çölü – Dino Buzzati

İnsan, kadere teslim olmadan onu değiştirebilme gücüne sahip midir yoksa kaderden kaçmak imkansız mıdır?Tatar Çölü 2016 yazında okuduğum ama yaz aylarında okunmaması gerektiğini düşündüğüm bir Dino Buzzati eseri. Genç subay Giovanni Drogo’nun Bastiani kalesinde bir türlü sonlandıramadığı kutsal görevinde Tatar ordusunun gelip bir gün kaleyi kuşatacak olmasına dair inancının, düşüncelerinin, uçsuz bucaksız çölün ve Bastiani kalesinin baştan sona tasvirlendiği 232 sayfalık bir roman.Kitap kahramanının öncesinde 4 ay mecburi, sonrasında 4 yıl kıdemli, akabinde çeyrek asırı aşkın itaatkâr ve takıntılı hale dönüşen yılları… Hiçbir zaman gelmeyecek, kaleyi asla fethetmeyecek olan korkulu rüya: Tatarlar... Drogo’nun bu orduyu beklerken gördüğü halüsinasyonlar… Sessizliğin içinden…
Devamı
Tüm Çirkin Ördeklere…

Tüm Çirkin Ördeklere…

"Kadınlar hayatlarının kapılarını açıp onun ücra köşelerindeki katliamı incelediklerinde, çoğu zaman en önemli düş, hedef ve umutlarının azar azar öldürülmesine izin verdiklerini görürler."“Kadınlar yirmili yaşlarına gelmeden önce bin kez ölmüşlerdir. şu ya da bu yöne gitmişler ve engellenmişlerdir. Engellenmiş umutları ve düşleri de vardır. Aksini söyleyen biri, hala uykudadır.”Bu iki cümle de Clarissa P. Estesso tarafından yazılan o nefis “Kurtlarla Koşan Kadınlar” kitabından altını çizdiğim alıntılar. İnsanı en çok kendi yaralarından acıtıyor gerçekler işte böyle. Düşlerimin ve umutlarımın en ücra köşelerimde azar azar öldürüldüğünü ve binlerce kez öldüğümü hatırladığım ve farkettiğim yaşlardayım. Biz kadınlar gerçekten cadıyız, çünkü bunca umut ve…
Devamı
Kelebek Etkisi

Kelebek Etkisi

Crimson Rose Aynı anda birçok farklı konuda çalışmak zihni yorar. Tek bir konuya odaklanıp düşünemezsiniz. Birini düşünürken diğeriyle ilgili bir şeye takılır, onu düşüneyim derken ilk konu karışır ve bu böyle sürer gider. Her fikir, tıpkı farklı cins kelebekler gibidir aslında. Örneğin, gündüz tipi insanlarla gece tipi insanlar vardır. Tıpkı gece kelebekleri ile gündüz kelebekleri gibi. Gece Kelebeği Gündüz insanları geceleri ağır düşünür, akıllarına geleni hemen yapmazlarsa o fikir hızla uçar gider. Gece kelebekleri de böyledir, ağır vücutlu olmalarına rağmen hızlı uçarlar. Oysa gündüz kelebekleri hafiftir, gece dinlenir, gündüzleri ağır ağır uçarlar. Menelaus Blue Morpho Bazen bir fikri ince ince,…
Devamı
Ağaçlar

Ağaçlar

Fotoğraflar: İğneada Longoz OrmanlarıBenim sözlerim havada uçup gitti, geriye başa çıkamadığım bir hüsran ve çaresizlik tortusu bıraktı.Ekosistemde yer alan, zamanında sesini duyamadığımız her canlı ve cansız için sözü Halil Cibran'a bıraktım...Ot bir güz yaprağına dedi ki,Düşerken çok ses çıkarıyorsun!Kış düşlerimin hepsi uçup gidiyor.Yaprak kızgınlıkla,Soysuz ve barksız yaratık!Şarkısız, huysuz şey!Sen yükseklere ulaşamazsın ve şarkı da söyleyemezsin.Sonra güz yaprağı toprağa uzandı ve uykuya daldı.Ve bahar geldiği zaman tekrar uyandı.Ve artık bir ottu.Ve sonbahar geldiğinde ve kış uykusu bastırdığında ve üstüne havadan yapraklar düşmeye başladığındaKendi kendine mırıldandı,Ah bu güz yaprakları!Ne kadar çok gürültü yapıyorlar!Bütün kış düşlerim uçup gidiyor'(Halil Cibran'ın ''Deli'' kitabından)
Devamı
Editörden

Editörden

Temmuz ayını pek sevmem demiştim geçen sayıda. Haklıymışım. Temmuz’un sonu felaketlerle geldi. Ağustos da yanıyor.Önce sel ve seller; ardından yangın ve yangınlar.Sel, aldı içine bizi, kattı önüne sürükledi. İnsanlar, hayvanlar, evler, ağaçlar... Önünde durulamaz bir güç. Günler sonra balçık ve çamurun içinde buldular canlarımızı. Kimisi hala kayıp. Van’da sele kapılan koyunlarının ardından hiç düşünmeden suya atlayan genç kadın gözümün önünde. Son dakikada kurtarıldı.Yangın ise ciğerimizi yaktı. Şu satırları yazdığım sırada tüm şiddetiyle hüküm sürüyordu.Acımasız alevler, insanların umutlarını, birikimlerini; eline doğmuş buzağısını, ağacını, evini yuttu... Ormanın derinliklerinden gelen çığlıklar korkunçtu. Ağaçlar mı yoksa yangından kaçamayan canlılar mı atıyorlardı o canhıraş çığlıkları?Bakmaya…
Devamı
ŞAİR OLMANIN BEDELİNİ ÖDEYEN KADIN: NADİA ANJUMAN

ŞAİR OLMANIN BEDELİNİ ÖDEYEN KADIN: NADİA ANJUMAN

Dünyanın her yanında kadın olmak zor ama bazı coğrafyalarda çok daha zor. Bunlardan biri de Afganistan. Bazı meslekler yasak kadına. Mesela edebiyat alanında çalışmak. Şiir yazabilirsiniz ama içinde bazı sözcüklerin ve konuların geçmesi yasak. Aşk gibi, sevgi, özgürlük, demokrasi, kadın hakları gibi... Aşk derseniz ailenin onurunu alçaltmış ya da zina yapmış oluyorsunuz. Cezalar ağır. Ama bu baskı ve yasaklar Afgan kadınlarının şiir yazmasını, erkek egemen yazın dünyasında kendilerine bir yer açmalarını engelleyemiyor. Şiirler basılamasa da elden ele dolaşıyor. Gizli şiir toplantıları yapıyor, orada kendilerini ifade etme şansını yakalıyorlar. 1995 yılında Taliban, kadınları burkanın altına hapsedince, bu tutsaklığa razı olmayan kadınlar…
Devamı