8. Sayı

YÜZLEŞME OYUNUNDA KURBAN YOK

YÜZLEŞME OYUNUNDA KURBAN YOK

Zehra İpşiroğlu Farklı kuşaklardan üç kadının Serra, Sibel ve Özlem’in öyküleri şiddetin farklı boyutlarını ve yüzlerini sergiler. Sibel ile Özlem psikolojik, Serra ise hem psikolojik hem de fiziksel şiddet yaşarlar. Ortak olan her üçünün de bilinçaltının derinliklerinde eril zihniyeti içselleştirmiş olmalarıdır. Bu açıdan her üçünün de yaşadıkları kuşatılmışlıkta kendi payları da büyüktür. Üç kadının öyküleri birbiriyle bütünleşir. Oyuna Yüzleşme” adını verdim, çünkü ataerkil sistemin kuşatması altında olan her üç kadın da  kendileriyle yüzleşmeye başladıkları anda suskunluk duvarlarını kırma cesaretini bulurlar. Ama bu oyun  bizlere de kendi yaşamımızla yüzleşme fırsatı veriyor.Doğal kabul ettiğimiz, bu böyledir  ne yapalım ki diye geçiştirdiğimiz olguların…
Devamı
Yüzleşme: Ta ki Siz Anlayana Kadar

Yüzleşme: Ta ki Siz Anlayana Kadar

Süreyya Köle “Kadın sorunsalı baydı artık,”  türünden bir şey söylüyor bir erkek yazar, yolun başındaki (kadın) yazar adaylarına, katıldığı bir toplantıda. “Başka konular seçin kendinize, yeni konuların peşine düşün.” diye sürdürüyor yol gösterici konuşmasını.İlk anda sinir zıplatan bir tarafı olsa da, işin pratiğine bakıldığında haksız değil (!) mi ne? Yazdık, yazdık da ne oldu sanki? Aksine, şiddet aldı yürüdü. İş geldi “kadın cinayetleri” denilen o korkunçluğa dayandı. Tutsaydık dillerimizi, kalemimizi o yönde oynatmasaydık, itirazlarımızla üzerine gitmeseydik konunun, doldurmasaydık meydanları yeri geldiğinde, yanan ateşe benzin dökmeseydik bir çeşit, kışkırtmasaydık karşımızdakini yani, değişir miydi bir şeyler?Bu düşünce noktasına gelsek ne çok rahatlar…
Devamı
Kırmızı Pazartesi – Gabriel Garcia Márquez

Kırmızı Pazartesi – Gabriel Garcia Márquez

Rukiye Taşkın "Bana bir ön yargı verin, dünyayı yerinden oynatayım."Hani bazı kitaplar vardır, evinizin raflarında çoktan yerini almıştır, ancak tekrar karşınıza çıktığında hem çehresine hem de ruhuna aşina olduğunuz kadim bir dosta rastlamış hissiyatına kapılırsınız. Bu kitabın bana yaşattığı da işte böyle... Nerede görürsem göreyim zamanında bana hissettirdiği duyguları, birlikte geçirdiğimiz zamanı oracıkta gözlerimin önüne getirene dek sayfaları çevirmeye devam ederim. İlk kez edinip okuduğumun üzerinden tam on dokuz yıl geçmiş. Birkaç yıl önce gördüğümde İngilizce baskısını satın almış, Norveçli bir arkadaşıma armağan etmiştim. Bu defa da Márquez'in edebi bir şahesere dönüştürerek kapatmadığı o davaya, o âl pazartesiye, hâlâ işlenmekte…
Devamı
ÇUKUR

ÇUKUR

Betül Dünder                               *Gültenlilere…Çok kız okudum çok kız yazdımzamandı aklımızın ağacı ondan yüz aldımbeklerim kabuklarımı kim isterse o soysunben bilirim ancak kirpiğimde tuttuğumuhaziranlar ki çıkmaz sokaklarıdır ömrümüzünherkesin deniz kokusu aldığı birazyağmurların duracağı yok birazbir çukurdur kalbim dolar dolar böyle                    -o kıştan nasihattır artık bana yalnızlık-söyle ona gece gece dürtmesin ahımı(yolsuz kaldım yanına gittim periminbedensiz kaldım yanınakalbimi yokladım canımı yanınabeni üzerinde biten ot sandıo yaşıyor da beni öldüm biraz) …kırlara aşağlara yokuşlara bağırdığım yetmezayazlı ellerimi çekip aldım sevgilimin göğsündenDenizler ki hiç konuşmadı ölümdenbir yıldızın kaydığını görünce diyorum…
Devamı
Masalların Masalı

Masalların Masalı

Su başında durmuşuz,çınarla ben.Suda suretimiz çıkıyor,çınarla benim.Suyun şavkı vuruyor bize,çınarla bana.Su başında durmuşuz,çınarla ben, bir de kedi.Suda suretimiz çıkıyor,çınarla benim, bir de kedinin.Suyun şavkı vuruyor bize,çınarla bana, bir de kediye.Su başında durmuşuz,çınar, ben, kedi, bir de güneş.Suda suretimiz çıkıyor,çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.Suyun şavkı vuruyor bize,çınara, bana, kediye, bir de güneşe.Su başında durmuşuz,çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.Suda suretimiz çıkıyor,çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.Suyun şavkı vuruyor bize,çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze .Su başında durmuşuz.Önce kedi gidecek,kaybolacak suda sureti.Sonra ben gideceğim,kaybolacak suda suretim.Sonra çınar gidecek,kaybolacak suda sureti.Sonra su gidecekgüneş kalacak;sonra o da gidecek...Su başında durmuşuz.Su…
Devamı
SEVME YORGUNLUĞU

SEVME YORGUNLUĞU

Yelda Karataş Sevmek fiili kadar eskitilmiş bir kelime yok. Söylemesi kolay yaşaması nerdeyse cehennem.'Bir insanı sevmekle başlar her şey' diyene hala büyük sevgiyle bakıyorum. Yazdıklarına ve onurlu yaşamına bilebildiğim ayrıntılarından.Sevmek bir eylem kuşkusuz. Nasıl bir eylem derseniz, körlemesine lastiği patlamış yokuş aşağı giden bir otomobil değil. Her ne pahasına sevmeye yatırılmış, on sene sonra da tedavülden kalkmayacak değeri giderek yükselen sömürgen para dolar ile açılmış banka hesabı hiç değil.Yıllarımı sana harcadım, seni ne pahasına olursa olsun affettim diyen yalaka Türk filmi sahnesi olmayı da çoktan yitirdi. Şimdi dondurmayı has sütle yapmıyorlar ki! Sevince her yer dikensiz gül bahçesi olmuyor. Küçük…
Devamı
Buz Yanığı

Buz Yanığı

Yelda Karataş ...sonbahar dünyayı anlama mevsimihangi şarkıyı dinlesem kalbimde bir göktaşıhani senin gibi seslensem hayatagarson iki bardak hüzün ver diyeceğimbatılı olsun amahaftaya pazar havalar soğuyacakmışdemek ki çıplak rüyalar göremeyeceğiz bir başımızayurdu belirsiz bir sünger avcısı sudan çıkıpayak izini bırakamayacak kumsaldaikimiz arasında ne varsa denize dökmeye meyilliyimsen yüzme bilemesen debenim hep tuz kokar tenimölümden kaçmanın bir yolunu bulmalıyım ikimiz arasındaböyle büyürken bu sevdadizlerim buz yanığısöyleuzak bir Eylül akşamı kalbim nasıl buluşur baharla
Devamı