Bakır Küp

„RUHUN KIŞI“NA KARŞI ÖNLEM

„RUHUN KIŞI“NA KARŞI ÖNLEM

Berin Uyar Evde büyük bir temizlik harekatına giriştim. Önce çuval çuval giysi topladım. Dört büyük mavi torba. “Atma engelli” olduğum için, bir gün lazım olur diye evde tuttuğum şeyleri bir görseniz, şaşarsınız.Ama bir de hayat deneyimim var ki, galiba beni engelli yapan da bu. Yıllardır bir kavanozun içinde duran, örneğin bir vidayı ya da hırdavatı ne zaman atsam bir kaç gün sonra lazım olur. Ninem de hiç atamazdı. Savaş görmüş, İngilizlere yıllarca esir yaşamış, aç kalmış bir nesildendi. Evde un, şeker olmayacak, kışın sırtımıza giyecek birşeyimiz kalmayacak diye ödü kopar, eskileri kırpar kırpar „yıldız“ yapardı. Yedi sülale, en büyükten en…
Devamı
KAPANAN SAYFALAR

KAPANAN SAYFALAR

Berin Uyar Bu sayıda nedense aktüel bir konu yazmak gelmedi içimden. Yaşlanıyorum galiba. Aslında kendimi yaşlı da hissetmiyorum ama nedense aklım yaşlı insanlara takıldı kaldı. Bu yazının içinde üç fotoğraf kullanacağım. Birinci fotoğrafı dün alışverişten dönerken çektim. Önümde yürüyorlardı. 90’a merdiven dayamış iki tonton ihtiyar. Onların yaşında, sevdiceğimle birlikte ben de böyle yürüyebilmek isterdim doğrusu. Gıpta ederek ama onlara uzun ve sağlıklı bir ömür dileyerek geçtim yanlarından. Onlara siz ihtiyarsınız desek kızarlar mutlaka. Mesela benim annem ihtiyarlığı kesinlikle kabul etmez. Kaç yaşındasın diye sorduğumda 50’nin üzerine hiç çıkmadı şimdiye dek. 18’e kadar indiği bile oldu. „Annecim sen 95 yaşındasın“ dediğimde…
Devamı
Lorca ve Beyaz

Lorca ve Beyaz

Bu sabah uyandığımda bu şarkıyı mırıldanır buldum kendimi. Size de olur mu bilmem, "neydi bu, neydi bu" diye dolanırsınız deli danalar gibi bir süre, sonra birden dizeler dökülür gider dudaklarınızın arasından ve derin bir "ohhh!" çekersiniz. Bana da öyle oldu.„Ay kocaman at kara Torbamda zeytin kara Bilirim de yolları Varamam Kordoba'ya“…Federico Garcia Lorca.  İspanya’nın en büyük şairlerinden, aynı zamanda ressam, piyanist ve besteci.  Lorca deyince gözümde beyaz canlandı. Okuduğum bazı kaynaklarda Lorca’nın beyazı çok sevdiği, evinde ve giyiminde bu renge ağırlık verdiği, beyazı ölüm ile özdeşleştirdiği vurgulanıyor.  Bu nedenle beyazdan başka renk yok benim için; Lorca ve beyaz. Oysa kan…
Devamı
ŞAİR OLMANIN BEDELİNİ ÖDEYEN KADIN: NADİA ANJUMAN

ŞAİR OLMANIN BEDELİNİ ÖDEYEN KADIN: NADİA ANJUMAN

Dünyanın her yanında kadın olmak zor ama bazı coğrafyalarda çok daha zor. Bunlardan biri de Afganistan. Bazı meslekler yasak kadına. Mesela edebiyat alanında çalışmak. Şiir yazabilirsiniz ama içinde bazı sözcüklerin ve konuların geçmesi yasak. Aşk gibi, sevgi, özgürlük, demokrasi, kadın hakları gibi... Aşk derseniz ailenin onurunu alçaltmış ya da zina yapmış oluyorsunuz. Cezalar ağır. Ama bu baskı ve yasaklar Afgan kadınlarının şiir yazmasını, erkek egemen yazın dünyasında kendilerine bir yer açmalarını engelleyemiyor. Şiirler basılamasa da elden ele dolaşıyor. Gizli şiir toplantıları yapıyor, orada kendilerini ifade etme şansını yakalıyorlar. 1995 yılında Taliban, kadınları burkanın altına hapsedince, bu tutsaklığa razı olmayan kadınlar…
Devamı
MOR BOYALI TIRNAKLAR YIKIYOR BARİKATLARI

MOR BOYALI TIRNAKLAR YIKIYOR BARİKATLARI

Berin Uyar 1 Temmuz 2021. Galiba unutamayacağım bir gün olarak kalacak belleğimde. İstanbul Sözleşmesi’nin “artık daha ahlaklı olacağız” diye iptal edildiği gün... Ve sokaklarda kadınların tsunami gibi aktığı gün... Gökkuşağının renklerine bürünmüş kadınlar. Mor, kırmızı, sarı, siyah, irili ufaklı pankartlar.  Birinin arkasından mor, diğerinden mavi bir saç akıyor... Sarısı karası, ak saçlısı, uzunu kısası, başörtülüsü, yemenilisi, şapkalısı... Kimi örmüş saçını, kimi atkuyruğunun üzerine renk renk halkalar takmış, yedi renkli şemsiyesini açmış... Minilisi, maksilisi, şortlusu... Renk renk, cıvıl cıvıl bir topluluk. Ağız ve burun yok ortada, sadece göz hepsi. Kocaman açılmış, merakla, kararlılıkla, coşkuyla bakan temiz, umutlu, genç gözler... “İstanbul Sözleşmesi…
Devamı
15-16 Haziran 1970

15-16 Haziran 1970

UNUTULMAYACAK BİR GÜN Berin Uyar „…O gün ilk kez karşılaştığım „işçi sınıfı“ hiç film ve afişlerdeki gibi kolları pazulu, ellerinde orak- çekiç taşıyan, güçlü kuvvetli insanlar değildi...“ Üniversiteyim. Dev-Gençliyim. DGSA (Devlet Güzel Sanatlar Akademisi-Fındıklı) kantininde devrimin nereden başlayacağını tartışıyoruz. Kentlerden mi, köylerden mi başlayacak halkın iktidarı? Silahlı mı silahsız mı olacak? https://www.femtrak.com/wp-content/uploads/2021/06/1261159_4881355203575_57465_n.mp4 „Kavga sesleri geliyor köylerden ve şehirlerden / devrimimiz ilerliyor, bugün esir yarın herşey/ Hey hey…“ Bu marşı heyecanla söylüyoruz. (Yıllar sonra TKP ile -geleneksel TKP’den sözediyorum- tanıştığımda bu marşı değiştirerek söylediğimizi; aslında TKP’nin, biz henüz anamızın babamızın aklına bile düşmemişken söylediği bir marş olduğunu farkedip şaşırmıştım.) „Fabrikalar işçilerindir“…
Devamı
„DENİZİN ORTASINDA GÖZLERİMDE DENİZ‘İN GÖZLERİ“

„DENİZİN ORTASINDA GÖZLERİMDE DENİZ‘İN GÖZLERİ“

Berin Uyar Bu fotoğraf tam tamına bundan 42 yıl önce bugün, yani 5 Mayısta, idamdan bir gün önce, Mamak Cezaevi'nde bir er tarafından çekilmiş, fotoğrafın kayıtlarına göre. Doğrudur yanlıştır bilemem ama uzunca bir süre bekletildikten sonra 2010 yılında ortaya çıkarılmış bir fotoğraf.  Hüseyin İnan, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan. Gencecik üçü de. İdam edileceklerini biliyorlar. Karar çoktan verilmiş, kalem kırılmış. Ama  yüzlerindeki ifadeye bir bakın. Zerre kadar korku yok. Sakin görünüyorlar ve duduklarında tuhaf bir de gülümseme var. Umut gülümsemesi değil ama „umudunuzu kesmeyin gelecekten“ gülümsemesi. Kararlı, dimdik bir duruş. 42 yıl önce. Dile kolay. Şu anda bu yazıyı okuyanların çoğu,…
Devamı
Derin Dondurucu

Derin Dondurucu

Berin Uyar Bu yazıyı kaleme aldığım gün, 20 Mart, Dünya Mutluluk Günü’ymüş. Böylesine mutsuz bir dünyada mutlu olmak olanaklı mı? Ben de mutsuzum. Bu gece ben horul horul uyurken bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi iptal edilmiş. Sürekli geri adım, sürekli karanlık beni yere vurdu. Bari dedim, bugün mutlu olduğum, hem de çok mutlu olduğum çocukluğumun bahçelerinde gezineyim biraz. Büyüdüğüm bahçeye gittim önce. Ortasında iki katlı kagir evimizin bulunduğu kocaaaman bir bahçe. Sokağa bakan tarafı meyva ağaçları ve envai çeşit çiçek ile dolu; arka bahçe ise gizemli. Hele de gizemi seven biz çocuklar için sırlarımızın da gizlendiği yer. Kömürlük. İçine…
Devamı
Tavana saplanıp kalan…

Tavana saplanıp kalan…

Berin Uyar, 20 Ocak (Uçaktan: İstanbul’dan Düsseldorf’a) Gerçek nedir?  Gerçek var mı gerçekten? Hangi gerçek, kimin için gerçek? Gerçek, çiğneyip çiğneyip ağzında bir lastik parçasına dönüşen, çekip çevirip istediğin biçimi verdiğin bir sakız mı? Gerçek, herkese göre değişen bir durum mudur?  Kimine göre gerçek olan, kimine göre büyük bir yalan mıdır bazen? Yoksa gerçek, tavana saplanıp kalmış ve bir daha oradan hiç sökülmeyecek bir son bakış mıdır? *** Uçak körükten şu anda ayrıldı. Başımızın üstündeki bagaj dolaplarının altından otomatik olarak açılan ekranlarda, bir tehlike anında neler yapılması gerektiği görüntülü olarak açıklanıyor. Eskiden bu uyarı kabin görevlileri tarafından koridorda yapılırdı. Aslında…
Devamı