Kısa Öykü

FOSFORLU’NUN HERGELESİ

FOSFORLU’NUN HERGELESİ

Gülçin Sahilli Sizin siyah bir hokkabaz olma ihtimaliniz var… Anımsadınız mı? Pes okunmayan tek bemolün altında tanışmıştık. Daha doğrusu siz sesinizi gözüme soktunuz! Makamına uygun ağlamayı sayenizde öğrendim. Bir de göz yaşlarının yanakta süzülürken çığlık attıklarını… Benim her yerlerimde ellenmemiş güller vardı o vakitler. Dikenlerimi besliyordu sol anahtarınız. Siz ise tan saati kapısız bir duvarda kilit arıyordunuz. Fırında kuruyup kararmış kemikleri dişlemekti taliminiz çeyrek asırdır!!! Benim La size hafifmeşrep, çok çekişmeli, beyaz pudralı geldi kuşkusuz. Oysa bizzat kendiniz sek dikilen taşralı bir hergeleydiniz… Sevginiz yarım arşın, söylemek zorundayım. Bu sevi derecesinde diyez kulaç atılmaz. Kahvenin sadesi kabul görmez bir kasabada…
Devamı
Gelin & Damat

Gelin & Damat

Yelda Karataş Evleniyorlar. Yemek davetini genç kızın vasisi bir zengin kadın yapıyor. Zengin, çapkın damat, hemen tanıyor parmesanın tadını. Gözleri çapkın, kalın topuklu kadına bakıyor, minnetle… Parmesan diyor yüksek sesle. Gelin anlamıyor. Parmesanlı kalın topuklu kadın, işveli onaylıyor; Parmesan! Yıllar sonra yemeğine parmesan koyan eski gelin, taze dula bir bilmiş konuk, ‘aristokrat’ damgası vuruyor. Nerden bilsin sokak çocuğu, lezzetin aslında sınıfsız olduğunu. Eski gelin, orta yaşlı taze dul, hüzünle gülümsüyor, sokak çocuğu, keriz cahile.
Devamı
BEN SEN-SEN BEN

BEN SEN-SEN BEN

Muhsine Arda Tarih sayfalarına Körfez Savaşı olarak geçen sıcak gelişmelerin yaşandığı günlerdi. 1991’de Irak’ın Kuveyt topraklarına girmesi ile petrol üretiminde aksaklıklar yaşanmış, petrol giderleri yükselmişti. Topraktan çıkarılan ve fiyatı artan şey “lâhana” olmayınca, ipler gerilmişti ekonomi piyasalarında. Sonuçta Amerika Birleşik Devletleri’nin başlattığı ve otuz beş ülkenin güçlerinin kurduğu ittifak devletleri Irak’a savaş ilan etmişti. İlk müdahale yapılmıştı. Sonrasında da Orta Doğu Bölgesi’nin orasında burasında bombalamalar devam eder oldu.Süregiden kargaşa birçok ülke gibi ABD topraklarında da tartışmalara yol açmaya başlamıştı. Savaş yanlıları çoktu ancak, savaş karşıtları da vardı. Savaşı desteklemeyenlerden biri de bendim.New York Üniversitesi’nde Türkçe öğretiyordum ama, olur da başka…
Devamı
Resmiyetin Namusu

Resmiyetin Namusu

Oturmakta olduğum ev satılığa çıkmıştı. Ev sahibi beni, anlaştığı emlakçıyla tanıştırdı. Anlattıklarına göre apar topar taşınmam gerekmiyordu. Alacak kişi ile anlaşırsam satış işleminden sonra da evimde oturmaya devam edebilirmişim. Bu işler belli olmazmış. Ben yine de kiralık ev aramaya başladım. Ev sahibinin emlakçısı bir ara bana, eğer taşınmam gerekirse ev bulmama yardımcı olabileceğini söyledi ama içinde bulunduğum durumun sorumlusu olmadığını bilsem de onun bana ev bulmasını istemedim. Bir yanımla, sanki emlakçı bana karşı merhamet duyuyormuş gibi hissediyordum ve bu histen rahatsız oluyordum. Kibrimin sesine uydum ve teklifini geri çevirdim; kimsenin merhametine ihtiyacım yoktu. Oysa sağlıklı düşünmüyordum. Zaten birkaç yıldır o…
Devamı
Çakır Yıldızlı Gökyüzüne ve İçimde Bir Yöne Uyanma

Çakır Yıldızlı Gökyüzüne ve İçimde Bir Yöne Uyanma

Rukiye Taşkın Fotoğraf: Rukiye Taşkın Akşam olmak üzere... Verandanın çitlerine yaslanmış gün batımına eflatun şarkılar söylüyor leylak ağacı. Rüzgâr estikçe sokağa cömertçe rayihasını dağıtan kadife tenli, çıtı pıtı çiçekler, üzerlerinde güneşin son ferinin oluşturduğu pırıltılarla, önce havada toplu halde pike yapan, ardından teker teker çalılıklara tüneyen sarı gagalı sığırcıklara göz kırpıyor.Her şey yolunda gibi görünürken birdenbire üzerine bir ürperme geldi. Serinlik sırtında arsızca dolaşmaya başlayınca hırkasını attı omuzlarına. Dışarıda biraz daha otursundu, bu can-ı bahar akşamında hemen eve girmek istemiyordu. Ne de olsa kuzey yarımkürede upuzun bir kıştan çıkmıştı. İşte -haziran çaldı kapıları yemyeşil entarisiyle, mihman oldu tüm kış yüzlü…
Devamı
Göç Hikayeleri: Nerden Başlayalım?

Göç Hikayeleri: Nerden Başlayalım?

Kamil Küpeli Gece sık sık bölünen uykumun verdiği halsizliğe aldırmayıp, sabah kahvesini bitirmeden parkamın ikinci kolunu yolda giyerken, sol ayakkabımın içeri kaçan arkasını düzelterek yürüdüm. Hava soğuk, rüzgarla karışık yağmur çiseliyor. Küçük siyah çantamı kontrol ettim, not defteri ve kalemler yerinde. Olympus marka dijital ses kayıt cihazı da hazır. Otobüs durağı uzak olduğundan, biraz ıslandım. Şemsiye taşımasını bir türlü alışkanlık haline getirmeyince, ıslanmaya razı oluyorum. Birinci otobüse yetişemedim. Otobüs durağı açık bir alanda, rüzgar durak korunmasının içine kadar getiriyor yağmuru. Neyse ki çok beklemeden ikinci otobüs geldi. Yağmurdan camları buharlaşmış... İkinci kata çıkıp pencere kenarındaki koltuklardan birine yerleştim. Aklımda bir…
Devamı
Bülent ve Rahşan Ecevit ile 15 Dakika

Bülent ve Rahşan Ecevit ile 15 Dakika

Rukiye Taşkın “Dünya-Türkiye-Milliyetçilik…” İlkokulu bitirdiğimde üzerinde adımın baş harfinin yazılı olduğu oval, altın bir kolye eşliğinde babamdan aldığım en tuhaf hediye olarak gelmişti bu kitap bana. Tuhaftı, çünkü bana göre altın kolyeden daha ağır bir armağandı. “Al bu kitabı oku bakalım!” dedi babam. “Bir şeyler anlarsan ortaokula yazdırırım seni, yok anlamazsan git pazarda su sat!” Kolyenin küçücük kutusunu açtığımda, avucumda pırıl pırıl parlayan “R” harfine iç burkulmasıyla bakmış, sevincim kursağımda kalmıştı. O celalli konuşmanın arkasında kavrayamadığım bir şeyler vardı. Neydi bu şimdi? Sövüyor muydu, yoksa bana gerçekten ödül mü veriyordu bu adam? Neye uğradığımı bilememiştim elbet, kitabı daha o akşam…
Devamı
Göç Hikayeleri

Göç Hikayeleri

Kamil Küpeli İlk defa görüşeceğiz. Bir dostun yeğeniymiş. Üniversiteyi bitirip, soluğu Londra'dan alanlardan. Sözleştiğimiz mekanda buluştuk. Merhabalaşıp tanışarak cam kenarındaki boş bir masaya oturduk. "Ne yiyip içeceğini sordum" "kahve içerim" dedi. Masaya gelen garson kıza iki kahve söyledim. Kahveler gelene kadar biraz daha tanıştık. Ben ona okulunu , mesleğini planlarını sordum. O da bana kaç yıldır İngiltere de olduğumu, ne iş yaptığımı ve yatırımlarımı sordu. Çok geçmeden kahvelerimiz geldi.  Heyecanla anlatmaya başladı.  Cümlesinin  birini bitirmeden diğerine geçiyor. Onun merakla anlattığı planlarını dinlerken kirli beyaz fincandaki kahvemi bitirdim. Bu görüşmede sıkıldığımı belli etmemek için ara sıra "Hadi ya, öyle mi!" diye…
Devamı
Küçüğün Rıza’sı

Küçüğün Rıza’sı

Ayşe Özer Fotoğraf: Levent Yavuz, Saruhanlı 2008 Matematik defterinin arkasına çizdiği kocaman bir kalbin ortasına yazmıştı adını. Sonra bir gün küme çalışmasında ele geçirmişti de defteri küme başkanı, bütün sınıfa rezil olmuştu. Hala hatırladığında yüzü kızarıyordu. Bir gün parkta oynarlarken eline aldığı çubukla ileride yaşayacakları evi çizmişti de kumun üzerine, Rıza, “O çocuk odası biraz daha geniş olsun” demişti. Rıza’nın da rızası vardı belli ki. Çocukları da seviyordu işte, daha ne? Bahçeli olacaktı ev elbet. Hayat Bilgisi kitabının aile hayatını anlatan bölümündeki gibi, bir de köpekleri olacaktı kapıda. Ama o resimde bir de posta kutusu vardı. Henüz kimseden mektup almadıklarından…
Devamı
Abbara*

Abbara*

Fotoğraf: Barış Tolga Demircigil Ayşe Özer Yağmur çiseliyor. Çarşı kör. Görmüyor, görmek istemiyor yalın ayak kız çocuklarını. Şeker Kız Candy derdi geçen sene ölen büyük ablam bana, “Aman erirsin iki damla düşünce, kaç kaç hemen!” Ayağımdaki yırtık terliğin biri sokağın seline kapıldı. Şimdi anlat anlatabilirsen. Kaçtım abbaraya. Burası sıcak, rahat, üstü kapalı. Bir prensese tutulan şemsiye gibi. Benim şemsiyem taştan. Sen çıkardın beni baştan.  Evlilik çağım gelince sevdiğime kaçacaktım. Burada buluşacaktık. Bu sığınakta. Sonra “İki ev arasında abbara var, kimseye görünmeden rahat gider gelirsin” diye yan evin iki karılı küçük oğluna verdiler beni.  Sığınağım hapishanem oldu. Çarşı kapatmış elleriyle yüzünü. …
Devamı