Tiyatro

YÜZLEŞME OYUNUNDA KURBAN YOK

YÜZLEŞME OYUNUNDA KURBAN YOK

Zehra İpşiroğlu Farklı kuşaklardan üç kadının Serra, Sibel ve Özlem’in öyküleri şiddetin farklı boyutlarını ve yüzlerini sergiler. Sibel ile Özlem psikolojik, Serra ise hem psikolojik hem de fiziksel şiddet yaşarlar. Ortak olan her üçünün de bilinçaltının derinliklerinde eril zihniyeti içselleştirmiş olmalarıdır. Bu açıdan her üçünün de yaşadıkları kuşatılmışlıkta kendi payları da büyüktür. Üç kadının öyküleri birbiriyle bütünleşir. Oyuna Yüzleşme” adını verdim, çünkü ataerkil sistemin kuşatması altında olan her üç kadın da  kendileriyle yüzleşmeye başladıkları anda suskunluk duvarlarını kırma cesaretini bulurlar. Ama bu oyun  bizlere de kendi yaşamımızla yüzleşme fırsatı veriyor.Doğal kabul ettiğimiz, bu böyledir  ne yapalım ki diye geçiştirdiğimiz olguların…
Devamı
Yüzleşme: Ta ki Siz Anlayana Kadar

Yüzleşme: Ta ki Siz Anlayana Kadar

Süreyya Köle “Kadın sorunsalı baydı artık,”  türünden bir şey söylüyor bir erkek yazar, yolun başındaki (kadın) yazar adaylarına, katıldığı bir toplantıda. “Başka konular seçin kendinize, yeni konuların peşine düşün.” diye sürdürüyor yol gösterici konuşmasını.İlk anda sinir zıplatan bir tarafı olsa da, işin pratiğine bakıldığında haksız değil (!) mi ne? Yazdık, yazdık da ne oldu sanki? Aksine, şiddet aldı yürüdü. İş geldi “kadın cinayetleri” denilen o korkunçluğa dayandı. Tutsaydık dillerimizi, kalemimizi o yönde oynatmasaydık, itirazlarımızla üzerine gitmeseydik konunun, doldurmasaydık meydanları yeri geldiğinde, yanan ateşe benzin dökmeseydik bir çeşit, kışkırtmasaydık karşımızdakini yani, değişir miydi bir şeyler?Bu düşünce noktasına gelsek ne çok rahatlar…
Devamı
‘Genco’: Bir sihirbazın öyküsü

‘Genco’: Bir sihirbazın öyküsü

Pandemi günlerinde geceni gündüzüne katarak senaryosunu yazdığın, Genco, Tiyatroya Adanmış Bir Yaşam belgeselini (yönetmen: Selçuk Metin) dün hüzün, sevinç, mutluluk, umut gibi karmakarışık duygularla izledim. Evet  umudu anlatıyordu bu belgesel, sevgiyi, direnmeyi  anlatıyordu.  En güzeli de bizi bu belgeselde  gezdirdiğin her tiyatro mekânı,  bize anlattığın her öykü, tasarladığın, sahnelediğin, oynadığın her oyun  bir ışık şeridi gibi gözümün önünden geçerken yıkıntılar, beton yığınları, çirkinlikler yavaş yavaş  hiçliğe karışıyordu. Geçmişe uzun, yok hayır  çok ama çok  kısa bir yolculuk…İzlerken zaman duygumu yitirdim sanki, zaman durdu mu, yoksa tersine, bir anda geçip gitti mi bilemiyorum. Rüya gibiydi. Ama güzel bir rüya umut ve ışık dolu.Bu belgeseli uzun uzun yazmak, daha görmemiş olanlara anlatmak istedim…
Devamı
DOSTLAR TİYATROSU’NDA „SİVAS 93 – TİYATRO TARİHİNE GEÇECEK ÖNEMLİ BİR BELGESEL

DOSTLAR TİYATROSU’NDA „SİVAS 93 – TİYATRO TARİHİNE GEÇECEK ÖNEMLİ BİR BELGESEL

Zehra İpiroğlu Sözcüklerin durduğu yer Ağır Ağır ilerleyen kalabalık. Giderek büyüyen, çoğalan, yayılan bir erkekler kümesi. Her adımda kalabalığa katılan yeni yüzler, heyecanlı, şaşkın, kızgın, öfkeli, nefret ve kin dolu... Dalga dalga yükselen sesler ‘Sivas, Aziz’e mezar olacak!’...Yürüyorlar. Yaş ortalaması yirmi. Şiddetin yüzü çocuksu ve genç. Aralarında tek kadın bile yok. Şiddetin yüzü erkil... Az sonra bu yüzler, bu bedenler, birbirine karışacak; az sonra  bu kalabalık gözü dönmüş bir canavara dönüşecek... Yürüyenler durdurulabilir mi? Kalabalık dağıtılabilir mi?  Daha, çok geç değil... Çok sonra her şey olup bittiğinde kayıplara karışacak olan sakallı bir genç, kalabalığı kışkırtıyor. ‘Dönüş yok, ölüm var. ‘Sivas, Aziz’e mezar olacak!’…
Devamı
Nasıl Ayırt Edebilirim Eril Olandan Olmayanı?

Nasıl Ayırt Edebilirim Eril Olandan Olmayanı?

Ayşe Lebriz Bu yazıyı yazdığım günler, İstanbul Sözleşmesi için kritik günler. Kadınların eşitliği, demokrasiyi, savunmak, kadına karşı şiddete dur demek ve her türlü insan hakları ihlaline karşı gelmek için meydanlarda toplandığı ve seslerini duyurmaya çalıştığı günlerdeyiz. Şehire canhıraş bir mücadele yayılmış durumda. Böyle bir süreçteyken kafamda dönüp duran sorularımı yüksek sesle tartışırak haddimi aşmak istemem ama yazdıklarım beyin dalgalarımın sözcüğe dönüşmüş hali gibi... ‘’Bir gün gelecek, -cinsiyet eşitsizliğine dair, kadına şiddete, kadın cinayetlerine dair, çocuklara yapılan tacizlere, kız çocuklarının okutulmamasına ve erken yaşta evlendirilmesine ve cinsiyetçi yaklaşımlara dair birçok meseleyi ardımızda bıraktığımızda konu erkek egemen sistemin bize sıçrattığı zihnimizdeki kirlenmeye…
Devamı
ROL YAPMA

ROL YAPMA

Ayşe Lebriz Berkem Yıllar yıllar önceydi. Kendimi hiç istemesem de ateşli bir tartışmanın ortasında bulmuştum. Haklılığıma inanmış olmalıyım ki geri adım atmamıştım ama sonunda karşımdakinin muazzam hamlesiyle kalakalmıştım: ‘’Tiyatro yapma!’’ Bunu duyduğum anda tartışma bitmişti benim için. Sessizlik anımı geride bıraktığımda, karşımda kimse yoktu. Günlük yaşamdaki ben ile sahnedeki beni ayırmayı bilen (en azından buna çaba gösteren) biri olarak sahiciliğime dil uzatılması ağrıma gitmişti. Kim, neden birine ‘rol yapıyorsun’ desin ki? Bu metaphor, başkası için bir şey ifade etmese de bende ‘yıkıcı’ bir etki bıraktığını itiraf etmeliyim. Şimdi durup dururken bunu niye hatırladım? Biz oyuncular sahnede birçok karakter ‘yaratabilir’ ve…
Devamı
ELİF ŞAFAK’A MEKTUP

ELİF ŞAFAK’A MEKTUP

“İnsanın hiç korkmadan öteki olabileceği bir toplum doğru toplumdur”. (Theodor Adorno) Zehra İpşiroğlu Sevgili Elif Şafak, Seçkin Zengin’in yayına hazırladığı Yazarlara  Mektuplar kitabında yer alıp almamayı düşündüğümde aklıma siz geldiniz. Sizi en son İsviçre yapımı Felsefenin Yıldız Saati programında izlemiştim, sanırım 2016 darbe girişiminden kısa bir süre sonra yapılmış bir programdı. Çok düşünceliydiniz, belli ki söylediğiniz her şeyin hesabı, sonuna kadar verilmişti. En önemlisi de kutuplaşmaya hiç yer vermeyen konuşmanızdı, biraz hüzünlü de olsa çok dengeli bir haliniz vardı. Artık uzaklardaydınız Londra’da. Kimbilir Türkiye’ye ne zaman gelebilecektiniz, özlemle doluydunuz. Ama yaşadığımız toplumun ataerkil ve seksist yanını  az ve öz dile…
Devamı
Zaman bir salyangozun vücudunda yaşıyor burada.

Zaman bir salyangozun vücudunda yaşıyor burada.

Ve çok ağır ilerliyor. (Didem Madak) Ayşe Lebriz Salgın zamanının en başında… Endişeli ve korku dolu olduğum zamanlarda kafamı dağıtmak için –zaman da bol nasıl olsa- Zoom’dan bazı toplantılara katılıyordum. Bir söz aklımda kaldı, kim söyledi, nasıl söyledi tam hatırlamıyorum ama mealen şöyleydi, ‘’Bu salgın tek başına mutluluğun utanılacak bir şey olduğunu bize gösterecek.’’ Önceleri bir türlü anlayamadığım, birkaç bilinmeyenli denklem problemiyle karşı karşıyaymışım gibi şaşkın bir ifade hakimdi yüzümde. Oynamak, üretmek bir başka bahara kalmıştı! Ama o bahar ne zaman gelecekti, bilinmez! Bu düşünce koca bir boşluk duygusu bırakmıştı bende. Öyle bir boşluk ki… Bakmaya kalksam beni yutacakmış gibi…
Devamı
Kadına Karşı Şiddet Döngüsü Kırılabilir mi?

Kadına Karşı Şiddet Döngüsü Kırılabilir mi?

Zehra İpşiroğlu Erkeklik Hapishanesi ve Başka Tiyatro Projeleri Üzerine İstanbul Sözleşmesinin iptali toplumun geniş kesimlerinde de büyük tepkilere yol açtı. Günde iki kadının öldürüldüğü ülkemizde bu sorun medyada her zamankinden daha çok gündemde.  Sanat, edebiyat, tiyatro, film, dizi sektörlerinde de sürekli olarak gündeme geliyor. Eskiden kadına karşı şiddet sansasyondan başka bir şey değilken bugün şiddet döngüsünden çıkış arayışları önem kazanıyor. Ancak bu arayış TV dizilerinde de gördüğümüz gibi var olanı tekrarlamakla mı yetiniyor, yoksa görünenin ardındakini göstererek bizleri toplumsal cinsiyet konusunda düşündürüyor mu, bu konuda bir duyarlılık sağlayabiliyor mu? Yüzleşmek korkusu Kadına karşı şiddeti kimse onaylamasa da bu konuda yeni…
Devamı