FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

En güzel  müzik benim zamanımdaydı!

En güzel  müzik benim zamanımdaydı!

Size de oluyor mu?

“Bu  dönemin çoğu şarkısını hiç anlayamıyorum,  sevemiyorum” diyor musunuz?

Neden böyle başladım yazıya, anlatayım.

Yıl biterken geçtiğimiz günlerde bu yılın en çok dinlenen şarkılarını ve şarkıcılarını paylaştılar.

Kimilerini belki hiç duymadınız, kimilerini belki duydunuz da hiçbir şey ifade etmedi.

Ben tabi müziğe çok önyargılı bakmadığım için tüm şarkıları dinlerim. Kimisinin tarzı, sözü, müziği bana daha çok hitap eder onu hemen listeme alırım. Kimi şarkıları sonra dinlemek için ayrı listelerim (listenin adı bekleyen şarkılar) o gün belki anlayamadım, hissedemedim diye.

Kimisini de dinlediğim anda orada bırakıyorum. Benim gibi yapan vardır mutlaka.

“70’ler başkaydı, ah o 80’ler, ama 90’lar efsaneydi bir daha öyle olamaz” diyoruz ya da çevremizden duyuyoruz ya, işte şimdi bunun nedenini  anlamaya çalışacağız.

Önemli nokta “bağ kurmak”.

Bağ kuramadığımız hiçbir şeyi anlayıp, sindiremiyoruz ve sevemiyoruz. Bence zaten artık bunu istemiyoruz da. Zamanla bizden önceki nesilde eleştirdiğimiz insanlar olup çıkıyoruz. Yeniliğe direniyoruz çünkü artık yeni bir şey öğrenmeye mecalimiz yok. O kadar hızlı ki dünya. Ya geride kalırsak diye çırpınıp kaygı bozukluğu yaşayanlar ya da aman bu saatten sonra öğreneceğim de ne olacak diye köşesine çekilmeye çalışanlar olarak bölünüyoruz.

İnsanlar genellikle gençlik veya yetişme yıllarındaki müzikle güçlü bir bağ hisseder. Bireylerin dinleyerek büyüdükleri müziğe değer vermeleri işte bu yüzden.

Çünkü o dönem müziğinde  önemli anılar, deneyimler ve duygular var. Bu kişisel bağ, insanların kendi dönemlerindeki müziğin “en iyisi” olduğuna inanmalarına yol açıyor.

Nostalji, önemli bir rol oynar ve kişiye, zamanının müziğini daha yeni trendlere, türlere kıyasla, daha çekici veya önemli olduğunu hissettirir.

Müzik tercihleri özneldir ve neyin “en iyi” olduğu elbette kişiden kişiye, bireysel zevk ve deneyimlerine göre büyük ölçüde değişir.

Yeni şarkılara, çok dinlenen listelerine şaşırıp,  eleştirileri sert ve acımasızca yapanların atladığı bir şey var. Özgürlük. Seçimlere, inançlara saygı duymak zorundayız. Dünya daha ego savaşlarıyla  “yaşam hakkına” saygı duymazken, benim de yazdıklarıma bakın.

Daha iyi bir dünya özlemiyle yazılan ne şiirler, şarkılar var. Hep de olacak. O yüzden çok da dert etmeyelim. Her nesil birbirinden farklı müzik türleriyle yetişiyor; geçen her on yıl bizi farklı tarzlar ve türlerle tanıştırıyor.

1970’ler, 1960’ların isyankarlığından sonra dans müziğinin doruğu diskolar, altın yıllar  80’ler, ezberlemeye doyamadığımız şarkılar, müzikle modanın iç içe olduğu 90’lar. Aslında müzik zevki genellikle “yaşla “ birlikte değişir. Kişilerin tercihleri, yaşadıkları deneyimler, kültürel etkiler, yeni müzik türleriyle tanışma ve kişisel gelişim gibi birçok faktöre bağlı olarak evrilir. Bu da zamanla dinleme tercihlerinde değişikliklere neden olur.

Hatırlasanıza, müzik dinlemek eskiden büyük özveri  gerektirirdi. Plak, kaset, cd için ayrı ayrı cihazlar almak gerekirdi. Pahalıydı, dişimizden tırnağımızdan artırıp karışık kaset doldurduğumuz yıllarımız vardı. Plaklar, kasetler, sonra yanımızda müziğimizi taşımak için çıkan walkmanler, discmanlar, kaset, cd, yapılan  plak koleksiyonları.

Bilgisayarla birlikte hayat çok  değişti. Mp3’ler önce bilgisayara sonra mp3 çalarlarla hayatımıza girdi. Sonra sadece alo demek için, karşıdakini duyabilmek için saatlerce santrale arama yazdırdığımız zamanla, aynı numarayı parmağımızla çevirdiğimiz , sonra tuşladığımız cebimize giren telefonlarla, tabletlerle  müziğin değişmeyeceğini beklemek saçma olur zaten. Unutuyoruz dünyanın  ne kadar hızlı değiştiğini. Biz değişiyoruz, sanatın her dalı gibi, popüler kültürün değiştiği gibi, müzik de değişiyor. O kadar çok ayrıntı var ki takip etmemiz gereken.

Mesela, günümüzde 300’den fazla müzik türü olduğunu biliyor muydunuz? Bu türlerin bazıları birbirine çok benzer, hatta harmanlanıp bambaşka bir tür olanları da var. Blues 450 yıl öncesine dayanan tarihiyle 5 gruba ayrılırken, elektronik-deneysel müziğin babası olarak kabul edilen,   dönemin en ünlü fütüristik  ressamlarından biri olan Luigi Russolo ile başlayan elektronik müzikte 10-15 alt grup var. Caz müziğin de şimdilik 11 alt gruba ayrıldığını söyleyebilirim. Zaman geçtikçe daha da artacak.

Ama 1950’lerde çıkan yirmiden fazla farklı türü olan Pop müzik, hala dünya çapında en popüler tür olarak kabul ediliyor. Geniş bir kitleye hitap etmesi ve ticari başarısı ile pop müzik hep en önde.

Elbette, müzik tercihleri coğrafi bölgelere, kültürlere ve kişisel zevklere göre değişkenlik gösterir. Bir kişinin ve farklı yaş gruplarının dinlediği müzik türü, o toplumun sosyo kültürel yapısı hakkında önemli ipuçları verir. Müzik, sosyolojinin bir dalı olarak kabul edilir ve toplumsal sınıflandırmalar, müziğin hedeflediği kesimler, müziğin toplumsal etkileri ve müziğin oluşumuyla ilgili standartlar gibi pek çok alanda literatüre yeni bakış açıları getirmiştir.

Müzik  türleri ve tarzları, farklı kültürlere, tarih ve toplumda yaşanan olaylara derinden etki eder. Örneğin, bazı müzik türleri belirli sosyal grupların mücadelesini, güçlenmesini veya birlik olmasını sembolize eder. Ayrıca müzik, farklı kültürler arasında anlayışı artırarak ve etkileşimi sağlar ve bir tür köprü vazifesi görür.

Genellikle insanlar kendi dönemlerindeki müziğin daha iyi olduğunu düşünür. Bu durum, genellikle gençlik dönemlerinde en bağlı oldukları, anılar biriktirdikleri ve duygusal olarak etkilendikleri müziği tercih etmelerinden kaynaklanır. Bu müzikleri zamanla hatırlamak ve değerlendirmek çok yaygındır.

Herkesin müzik zevki kişisel ve subjektiftir.

Kimi insanlar kendi dönemlerindeki müziği tercih ederken, bazıları farklı dönemlerin müziğini daha değerli bulur.

Farklı zamanlardaki müzik türleri ve tarzları, kişisel tercihler ve duygusal kurulan bağlarla iyice şekillenir, bu da herkesin ‘en iyi’ olarak nitelendirdiği müziklerin farklılık göstermesine yol açabilir.

Yeni bir yıla gireceğiz.

Bakalım 2024’de ne gibi yenilikler, farklılıklar olacak.

Dilerim kapılar hep güzelliklere açılsın.

Siz de düşünün en çok sevdiğiniz şarkıları, kendinize vakit ayırın. Her neredeyseniz yağan yağmuru, kar manzarasını, yakamozu, gökkuşağını, çimlere vuran güneşi, gün batımını kaçırmayın.

Her gün kendinize ayırdığınız 10 dakikanız olsun. Meditasyonun  kralıdır bu.

Sevdiğiniz üç şarkıyı dinleyin, çok seviyorsanız o tek şarkıyı üç kere dinleyin, eşlik edin, hangi anılara götürdüyse sizi orda kalın gülümseyin, ağlayın…

Bu ay doğum günüm  peşinden yeni yıl olduğu için şöyle bir şey geldi aklıma. Şimdi size yazacağım linke tıkladığınızda doğum tarihinizi girip o zamanın hit şarkısını bulacaksınız.. Playback Fm yapmıştı yıllar önce bu uygulamayı, çok güzel denemenizi tavsiye ederim. Çok eskilerden 2020’ye kadar var liste.

Gerçi bunu sizin için özel herhangi bir tarihi yazarak da bulabilirsiniz. İlla doğum günü olmasına gerek yok.

Yeni yıldan beklediklerimizin  gerçek olması dileğiyle…

https://playback.fm/birthday-song

Çağla Aktay Topel

Çağla Aktay Topel

Tüm Yazıları