Kadın Türünü Seviyorum, Erkek Türünü Sevdiğim Kadar

Yelda Karataş

İçgüdülerimi seviyorum. Onlarla doğdum. Yeteneklerim gibi. Sevişmek en kıymetlisi. Yetenekliyim bu konuda. Ve kiminle ne zaman nerde ne yapacağıma ben karar veririm. Bir çocuk bir hayvan ve hatta bir taşa rızası hilafına dokunmadıkça sevişmek bir insanı geliştirir.

 Aldatmak benim yüreğimde hiç olmadı. Hep haber vererek dokundum tenlere kimseyi bir taşı bile incitmeden, zorlamadan ve onların da sevişme isteklerini hissederek, bilerek. Birlikte olduğumda hiç bir ilişkiyi diğerinden ve hatta kamu bimarı’dan saklamadım. Çünkü yanlış, insani değerleri acıtan bir eylem yapmıyordum. İsim vermedim istenmedikçe.

Ne tuhaf dürüst, şeffaf ve açık duruşum hep cezalandırıldı. Naz yapmayışım ‘orospu’ nişanı, sevgililerimi gizlemeyişim ve bazılarının benden genç olmaları ‘harem’ sahibi olmamla suçlandı ( artık ne demekse)

Çok soslu solcu erkek ve kadın kardeşlerim bu linç karnavalına bol maskeli katıldılar. İçlerinden dizelerimi çalıp çırpanlar da oldu.

Estetik ve Poetik birikimi eksi 1 altı olan baĞzı vatandaşlar şiir üzerine her kıtır kestiklerinde bana çarpınca senaryolu senaryosuz  şair asmaca oynadılar.

Şiir okumak bir yaşam kültürüdür. Etik birey olmak ölümü göze almayı gerektiriyor daha hızlı kesmeye çalışıyorlar onurunuzun başını.

Vasatın yaşamı korkunçtur. Dediği gibi şairin ‘ bu yangın yeri’dir. Hiç avuç açmadım. Açmayacağım.

Bedelini öderken artık hınzır bir tat aldığım eylemlerim var.

13 Ocak’ taki Göz ameliyatım da onlardan biri. 14 Ocak yaş günümdü. Her ikisini de sosyal medyadan sakladım. Kıçımda çıban çıksa deprem sanıp duyururdum.

Ama yapmadım. Ameliyat ciddiydi. Doktorun  ikinci kez dikiş attığını oğlum bile bilmiyor. Buralarda pek bulunmadığı için haberi bile olmayacak. Böyle şeyler gizliyorum sevdiklerimden üzmemek için.

Yani üç beş kişi dışında ne yaş günümü ne de ameliyatımı bilen olmadı.

Ne büyük saadet.

Ne çok şeyimi bilmeyenler tenime kimin teninin değdiği ile ne çok meşguller oysa

Hasta bu insanlar. Ameliyat da çare değil. Özel Hayat Faşistleri diyorum ben onlara. Geçmiş ve hatta gelecek cinsel ilişki komiserleri…

Kuşkusuz cinsel tacize ve cinsel dejenerasyonun her türüne karşıyım, özel yatak yaşamının  didiklenmesine olduğum kadar.

Sevişmeyi çok seviyorum. 

Ameliyat öncesi hemşire sorularının arasında hiç atlamadan sordu: Son regl tarihiniz diye. Hatırlamadığımı ve doğum tarihime bakmasını söylediğimde yüzündeki şaşkınlık ve ‘inanmıyorum’ çığlığı benim için en güzel yaş günü armağanlarımdandı.

Her dersten çıkışta öğrencilerime dediğim gibi: Sevişmeyi ve yemek yemeyi unutmayın.

Yazar: Yelda Karataş