Kelebek Etkisi

Ayşe Didem Bayvas
Crimson Rose

Aynı anda birçok farklı konuda çalışmak zihni yorar. Tek bir konuya odaklanıp düşünemezsiniz. Birini düşünürken diğeriyle ilgili bir şeye takılır, onu düşüneyim derken ilk konu karışır ve bu böyle sürer gider. Her fikir, tıpkı farklı cins kelebekler gibidir aslında. Örneğin, gündüz tipi insanlarla gece tipi insanlar vardır. Tıpkı gece kelebekleri ile gündüz kelebekleri gibi.

Gece Kelebeği

Gündüz insanları geceleri ağır düşünür, akıllarına geleni hemen yapmazlarsa o fikir hızla uçar gider. Gece kelebekleri de böyledir, ağır vücutlu olmalarına rağmen hızlı uçarlar. Oysa gündüz kelebekleri hafiftir, gece dinlenir, gündüzleri ağır ağır uçarlar.

Menelaus Blue Morpho

Bazen bir fikri ince ince, bir tırtılın koza örmesi gibi örersiniz. Koza aşamasına gelene kadar bir tırtıl gibi oburca birçok esinlenme ve donanımlar olur hayatınızda. Koza örüldükten sonraki kısım bekleme yani fikrinizin olgunlaşma kısmıdır ki bence en zoru budur. En heyecanlısı ise fikrinizi sunduğunuz andır. Ama zamanlamaya dikkat etmek gerekir. Bekleme süresini kısaltıp erken davranarak kozayı zamanından önce açarsanız fikrinizin çok da gelişmemiş olduğunu görebilirsiniz. Düşünün ki bir kelebek kendi kozasını kendi kırar ve çıkar. O daracık delikten çıkmak için gösterdiği çabayla bedenindeki sıvıyı kanatlarına gönderir. Bu sayede uçacak olgunluğa gelir. Ama dışarıdan bir müdahaleyle koza zamanından önce açılırsa kelebeğin bedeninin küçücük, kanatlarının ise kupkuru olduğunu görürsünüz. İşte fikrinizin de o kozada olgunlaşmasını ve zamanı geldiğinde ortaya çıkmasını beklemek en doğrusudur.

Kelebeğin Doğuşu

Aklınıza gelen bir fikri sonradan değiştirdiğiniz ama ondan da vazgeçip ilk halinin daha uygun olduğuna karar verdiğiniz halde o güzelim ilk hali hatırlayamadığınız olmuştur mutlaka. Bilir misiniz, kelebeklerin kanatları incecik tüylerden oluşur, bu nedenle de ufak bir sarsıntıda koparlar ve bir daha da çıkmazlar. Fikirlerinizi değiştirmeden önce bir daha bulamayacağınızı hatırlamanız iyi olabilir.

Vazgeçilen fikirlerin durumu biraz karışıktır. Vazgeçtiğiniz bir fikrin bir süre sonra başka birinde karşınıza çıktığı da olur. Aksi gibi herkes çok beğenir o fikri, siz de kendinize kızar durursunuz. Her kelebeğin ömrü sanıldığı gibi bir gün değildir. Bazısı 1-2 ay, bazısı birkaç mevsim yaşar. Eğer sizin başkasında ortaya çıkan fikriniz birkaç mevsim yaşayan kelebeklerden biriyse sizden hayır gelmeyeceğini anlayınca uygun bir zaman ve yer bulup sizden göç etmiş demektir. Eğer fikrinizin bir değeri varsa ancak henüz uygulanamadığı için vazgeçtiyseniz ömrü birkaç mevsim süren kelebekleri kış uykusuna yatmış kabul edebilirsiniz. Fikriniz, sadece bir gün olan kelebeklerden biriyse, kullandınız, kullandınız… Aksi takdirde onu bulmanız neredeyse imkânsız.

“Bir kelebek ölünce diğer kelebekler etrafında uçuşur, onu güvenli bir yere kendi rüzgârıyla götürür” derler. Orada diğer ölü kelebek yığınlarının arasına karışır. Sonra günün birinde bir başka kelebek o yığına bir yumurta bırakır. Günü gelince bir tırtıl çıkar, bir koza örer, o kozadan bir başka kelebek çıkar, dönüşüm devam eder. Sizse, bir gün size o vazgeçtiğiniz fikri hatırlatan bir başka fikir üretir ama bunun nasıl olduğunu anlayamazsınız.

Evrenin bir akışı ve düzeni vardır. İnsanoğlu evreni yönetemez. Evren kendi düzeniyle insanoğlunu yönetir. Bunu anladığımızda eğer geç olmamışsa, hâlâ umut var demektir.

Yazar: Ayşe Didem Bayvas