‘Kestim Kara Saçlarımı’ Çünkü ‘Bir Başkaldırma Ancak Saçlarından Tutulur’

Fotoğraf: Levent Yavuz / Saruhanli 2009

Yelda Karataş

” Şimdi şaşıyorum bir toplu iğneyi

Bir yaşantı ile karşılayanlara

Gittim geldim kara saçlarımdan kurtuldum “

Gülten Akın

Kestim Kara Saçlarımı (1960)

” saçlarımı hep kestim tutacak kadar kalmasın dedim
çünkü bir başkaldırma ancak saçlarından tutulur “

Turgut Uyar

Anneler Kaçar Gibidir

1970

  • Kesik kara saçlar üzerine küçük bir deneme

Dişi sesi şiiri incitmeden yükselten geniş alınlı, sonsuz imgeli bir şair.

‘toplu iğne’ acısını yaşamı boyunca, içine kazımış ama eşitleyememiş bir isyanın korkusuz yalvacı.

Bütün geleneksel biçimleri dikkatle incelemiş, folklorik olana teslim olmadan.

Kendi deyişiyle: “Halkta var olan öz ve biçimi diyalektik olarak yükseltmek, şiiri yükseltirken halkın yaşamının ve yaşam biçimlerinin yükselmesine yardımcı olmak” için yazan bir şairdir o.

1960’da bir ihtilalın ortasında kestiği kara saçlarına yanıt bir başka tarih dönümünden gelir sanki. 1970’de Turgut Uyar, Gülten Akın’dan on yıl sonra başkaldırısının sesini duyurmak için; saçlarından ‘tutacak kadar’ bırakmamıştır geriye. İsyan bütün şiddetiyle sürer Divan’da.

Acıların halkın göğsündeki sesinin iz sürücüsü Akın’ın halk gibi söylemek rahatlığına çok az şair ermiştir.

Yalın anlatım bir o kadar derindir çünkü.

1960’larda dikiş iğnesi ve toplu iğne günlük hayatın dilinde çok daha sık kullanılan, yaşamsal gereçlerdi.

Kayısı bahçelerine o denli uzaklaşmamıştı daha kentin sesi.

Gülten Akın’ın şiiri işte tam burada çiçek açan ‘ince şeyler’in o kararlı tavrı olarak dikilir karşımıza. Bir toplu iğne başı kadar keskin, kesin, önemli ve önemsiz bir o kadar vazgeçilmez; hayata neyi eşitlememiz gerektiğini sorgulayarak.

Çocukluğumuzun sokaklarında henüz dışlanmamış delilerle büyüyen anılarımızın korkusuz övgüsüdür Kestim Kar Saçlarımı. Delirmenin sevdadan kopmadığı, ayrılıkların bir ömür ciddiye alındığı o kaysı kokulu çocukluğumuza savurur bizi.

Törelerin çıkmazında sanki bir çocuk oyunu oynuyor gibidir şiirde sözü geçmese de aynalara karşı duran bütün kadınların yüzü.

Çok katlı şiirinin var oluşu sorgulaması başkaldıranın bütün bir imge dünyası boyunca sürer ‘sol yanım sevgi’ diyerek. İçi ayıp ama ve hemen yanına oturuvermiş geçim derdi. Tek dizede koca bir yaşamın kara özeti.

Kullanılması gerektiği öğretilen her şeyi taşımanın kaderine isyan, temelinde bir yaşama biçimine isyandır. Baş eğmez o devrimci; keser saçlarını tutsak ve kibirli bulduğu her şey gibi.

Aydınlıktır o, rüzgârlıdır ve delidir. Daha ne olsun hayatı başkaldırı olan o şair; daha ne yapsın törelere başkaldıran o kadın …

Kestim Kara Saçlarımı, bir devrim manifestosu gibidir. Döne döne söylenecek. Tarihinin içsel ve dışsal yakınlıklarını bilinç akışının o sorgusuz gidişinde sorgular sohbet edercesine, sıradan bir eylemi gerçekleştirircesine. Sonunda, ağır bir sorgulamayla bitirir hayatı.

Kolay değildir k sesiyle aliterasyonu böyle sessizce yakalamak. Karanın k sı karanlığın da k sı dır.Kesilen nedir diye sordurur her okuduğunda bu kararlı ses her kadına ve insana.

‘ Bir şeycik olmadı ‘ cümlesi gibi çocuksu bir dille en ağır değişimi haberleyen şair başkaldırıyı hemen yine bir çocuk saflığı ile önerir parantez içinde ‘deneyin lütfen’ diyerek.

Kolay mı sadece kendine sorarak saçlarını kesmek bir kadın için, kolay mı saçlarından neyin aktığını bilmek.

Ah! Nelerden vazgeçmeli özgürlüğe ulaşmak için, iyi bir dinlesek onun şiirlerini belki hepimiz kara saçlarımızdan kurtulmanın yollarını bulacağız.

‘ Kurtulan dirilen kişiye günaydın’ olsun.

Yelda Karataş

KESTİM KARA SAÇLARIMI

Uzaktı dön yakındı dön çevreydi dön

Yasaktı yasaydı töreydi dön

İçinde dışında yanında değilim

İçim ayıp dışım geçim sol yanım sevgi

Bu nasıl yaşamaydı dön

Onlarsız olmazdı, taşımam gerekti, kullanmam gerekti

Tutsak ve kibirli -ne gülünç- 

Gözleri gittikçe iri gittikçe çekilmez

İçimde gittikçe bunaltı gittikçe bunaltı

Gittim geldim kara saçlarımı öylece buldum

Kestim kara saçlarımı n’olacak şimdi

Bir şeycik olmadı – Deneyin lütfen –

Aydınlığım deliyim rüzgârlıyım

Günaydın kaysıyı sallayan yele

Kurtulan dirilen kişiye günaydın

Şimdi şaşıyorum bir toplu iğneyi

Bir yaşantı ile karşılayanlara

Gittim geldim kara saçlarımdan kurtuldum

Gülten Akın

1960

Yazar: Yelda Karataş