FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

PAULA REGO Hikayelerin Hikayesi

PAULA REGO Hikayelerin Hikayesi

GECİKMİŞ BİR SERGİ DUYURUSU

22 Aralık 2022 – 30 Nisan 2023 Pera Müzesi – İstanbul

Bu, bir gecikmiş sergi duyurusu. Ancak bu ayın sonuna kadar devam ediyor, demek ki hala izleme olanağımız var. Benim de yeni haberim oldu, sergiyi gezen arkadaşım bunu benimle paylaştığında öğrendim. Üstelik, sanatçı Paula Rego’yu bu sergi sayesinde ilk kez tanıdım, sizlere de tanıtmak istedim. Sergiyi hali hazırda gezmişseniz sergi ve sanatçı hakkında yorumlarınızı duymayı çok isterim. Sen gezip neler gördün derseniz cevabım sizi şaşırtabilir, çünkü henüz ben de sergiye gitmedim, gidemedim. Nisan ortasında Istanbul’da olacağım. İlk işim bu sergiyi gezmek olacak. Şimdilik, sadece Pera Müzesinin ilgili sayfasındaki bilgiler, resimler, üç boyutlu sanal turuyla yetinmek zorunda kaldım. Siz sakın böyle yapmayın. Bizzat gidip görün ve sanat eserinin karşısında hissedilen o müthiş duyguyu yudum yudum yaşayın.

Sanatçı hakkında kısa bilgi: Paula Rego ( 26 Ocak 1935 – 8 Haziran 2022) Portekiz’de Salazar başa geçtikten iki yıl sonra dünyaya gelmiş. Sisteme bağlı ve olanakları yüksek bir ailenin tek kızıymış, korumacı bir anlayışla yetiştirilmiş. Portekiz’de İngiliz Koleji’nde okumuş. 17 yaşına geldiğinde babası kızı için ülke şartlarının iyi olmadığını düşünmüş, okuması için Londra’ya göndermiş. Böylece küçük yaşlardan beri çizgiyle haşır neşir olan Paula Rego, 17 yaşında Londra Slade Scholl of Arts’a girmiş. Okulun son yıllarında, okul arkadaşı evli bir sanatçıyla yaşadığı büyük aşk ve evlilik dışı olan ilk çocuğu nedeniyle Portekiz’e geri dönen Rego’nun bu aşk hikayesi bir açıdan mutlu(!) sonuçlanmış. Mısır asıllı ve kendisi gibi sanatçı olan çocuğunun babası Viktor Willing boşandıktan sonra, 1959‘da evlenmişler, iki çocukları daha dünyaya gelmiş. Willing her zaman Rego’nun en büyük eleştirmeni ve destekçisi olmuş, çalışmalarını hep desteklemiş.  Ancak, evlilikleri boyunca başka ilişkileri de hep olmuş, hatta kimi metresleri Rego’nun resimlerinde yer bulmuş.

Rego ve ailesi, Portekiz’den kopmadan Londra’da yaşadılar. Rego, David Hockney ve benzeri sanatçıların olduğu “Londra Grubu”nun 1965 sergisinde yer alarak bu gruba dahil oldu. Sanat yaşamında bir çok önemli karma sergide yer aldı ve 35 solo sergi gerçekleştirdi.

Paula Rego, önce hikaye resimleriyle ve baskılarıyla bilinen Portekiz-İngiliz görsel sanatçı olarak tanındı. Rego’nun okul yıllarında net akademik desenleri yanında hocalarından gizli tuttuğu serbest çizimlerden oluşmuş eskiz defteri de vardı. Desen hayatında vaz geçilmez bir şekilde hep yer aldı. Çizgi Rego’nun sanatının temelini oluşturuyor. Anlatmak istediği konuda sayısız çizim yapıyor. Hangi sanatçı yapmaz ki, diyeceksiniz ama Rego, her birinde bizi bir başka öyküyle yüz yüze bırakıyor. Sergide  bunun örnekleri “Tek bir öykü asla yeterli değildir.” sözüyle birlikte yer alıyor.

60’larda özellikle Miro etkisiyle yarı soyut denilebilecek bir tarza ağırlık verdi. Ancak hikaye anlatımından kopmadı. 1960’da yaptığı bir sergide de yer alan ‘Salazar Anavatanı Kusarken’ eserinde  olduğu gibi…(kapak resmi)  70’lerde kolaj anlatımını bıraktı. 90’larda Slade Scholl of Arts’da öğrendiği gibi çok işlenmiş çizim tekniğinde eserler verdi. Bunun nedeni etkili bir misafir sanatçı programı olan Londra Ulusal Galeri’ye ilk seçilen iki sanatçıdan biri olmasıydı.  Bunun sonucunda güçlü net çizimlerle tarzının popüler algısını karakterize eden bir dizi eser yarattı.  90’lardan ölümüne kadar tutkulu bir biçimde çalışmalarında, ‘Dog Women’ Köpek Kadın serisinde olduğu gibi, pasteli yağlı boyaya tercih etti. Bu nedenle, Rego’nun eserlerinde net akademik figüratif desenden soyuta, soyuttan temsili tarza doğru gelişim gösterdiği söylenebilir.

Sanatçı çalışma mekanında. Kendi yaptığı resim ile fotoğrafının kolajı

Rego’nun kendine ve sanatına karşı dürüstlüğü beni etkileyen yanlarından biri. Bir diğeri de üretkenliği. Eserlerinde kadınlar güçlü  yoğun bir gerçeklik duygusuyla bazen izleyeni rahatsız edecek biçimde yer alıyor. Bildiğimiz hikayeleri resmederken altta yatan psikolojiye ve cinselliğe göndermeler yaparak yeni ve ilginç hikayeler  yaratıyor. Kadın haklarına, özellikle kürtaj hakkına kayıtsız kalmıyor. ‘Köpek Kadın’ serisinde de olduğu gibi şiddetin tehdidini ya da fiili tezahürünü gösterdiği kadın resimleri ya da cinselliğe ağırlık verdiği diğer çalışmaları nedeniyle feminist sanatçı olarak değerlendiriliyor. Rego’nun  kendini nasıl konumlandırdığını ise şu sözlerinde buluyoruz. “Favori temalarım güç oyunları ve hiyerarşiler. Her zaman işleri tersine çevirip, kadın kahramanlarla aptalların yerini değiştirerek kurulu düzeni alt üst etmek istiyorum.”

Sanatçının hayata karşı duruşunu bize yansıttığını düşündüğüm şu üç esere özellikle yer vermek istedim.

Ksar El Kebr savaş

SAVAŞ: (2.60 x 7.20 m) Ksar El Kebir Savaşını anlatan keten üzerine yün, ipek, pamuk ve çeşitli dokularla işlenmiş büyük boy halı. Rego bu halıya, bir otelden aldığı sipariş üzerine başlıyor. (1966) Konu olarak Portekiz’in tarihinde en büyük yenilgiyi aldığı bu savaşı, hala güç ve dayatma rejiminde olan ülkesine bir hatırlatma yapmak üzere seçiyor. Sergilenen eser otel tarafından kabul edilmiyor, hiç bir zaman o duvardaki yerini almıyor. Salazar rejiminin  Portekiz’de 1974’e kadar hüküm sürdüğünü unutmayalım. Bence, bu halı Rego’nun ödün vermeyen sanatçı kimliğinin bir göstergesi

Kürtaj. Gravür Baskı. 1998

KÜRTAJ: Sergide Rego’nun kürtaj konulu 9 gravürü de yer almakta. Rego bu eserlerini kürtajın hukuken serbest olması için düzenlenen referandumda, halkın yüzde onundan azının oy kullanıp, kanunun kadınlar lehine değişmemesi üzerine, siyasi bir protesto olarak gerçekleştirdi. Dokuz yıl sonra aynı konuda yapılan ikinci referandumda, Rego’nun bu eserleri kürtajın serbest olmasını isteyen tarafça konuya dikkat çekmek için  sık sık medyada yer aldı. Bu defa katılım dört kat yükseldi, kanun değişti, kadınların kürtaj hakkı yasallaştı.

İbadet Odası. Enstalasyon. 2009

DİN: Bu eser Londra’daki Foundling Müzesi’nde gerçekleştirilen bir sergi için tasarlandı. Bu müze, Britanya’da terkedilmiş çocuklar için 1739’da yapılan Foundling Hospital’in arşivine sahip çıkan bir kuruluştur. Rego’nun iki yılda tamamladığı ‘İbadet Odası’ kapaklı bir dolap içine yerleştirilmiş bir çok resim ve heykellerden oluşuyor. Dolabın kapatılır olması, bu konuda gizliliğe gönderme yaparak eseri daha da etkili kılıyor.

Pera Müzesi’ndeki serginin küratörü Alistair Hicks, eser seçimleriyle Rego’nun 80 ve 90’larda Londra sahnesinde önemli bir sanatçı olarak yer aldığı dönemi öne çıkarmış. Ancak, 60’larda Portekiz’de yaptığı çalışmalarının katkısı da örneklenmiş. Rego’nun önemli koleksiyonlarda yer alan farklı tekniklerde yaptığı büyüklü küçüklü yaklaşık 60 eserine yer verilmiş. Tuval ya da alüminyum sıvanmış kâğıt üzerine pastel boya ile yaptığı büyük boy çalışmalarını bire bir yakından görme isteğim beni şimdiden heyecanlandırıyor. Ayrıca, sanal turda istediğim gibi kadraja sığdıramadığım ‘İbadet Odası’ adlı eserini sergide tam olarak algılayacağımı düşünüyorum.

İngiltere’nin en önemli koleksiyonlarında (Britanya Konseyi’nde 43, İngiltere Sanat Konseyi’nde 10, Tate Galeri’de  48) hatırı sayılır sayıda eseriyle yer alan bu sanatçıyla ilgili bu önemli sergiyi, İstanbul’da olan ve yolu Nisan’da İstanbul’a düşen sanatseverlerin kaçırmaması dileğiyle…

Birnur Akan

Birnur Akan

Tüm Yazıları