FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

Renklerden Beyaz

Renklerden Beyaz

“Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu. Birinciliği, beyaza verdiler.” der Özdemir Asaf.

Newton’a göre ise renk beyaz ışığın tayfıdır, yani nesnelerin rengi yoktur.

Beyaz rengin Antik Mısır’da Tanrıça İsis’i simgelediğini, Tanrıça’nın rahip ve rahibelerinin beyaz keten giysiler giydiğini biliyoruz.

Antik Yunan’da ise bembeyaz mermer tapınaklar göklere yükseldi.

Athena Tapınağı, Priene

Ressamlar beyazı kurşundan elde ediyordu o zamanlar. Kil çömleklerin bir kısmına sirke, uzağına inek gübresi ile birlikte yerleştirilen kurşun parçalarından bir ay kadar sonra mükemmel ancak zehirli bir beyaz ortaya çıkıyordu. Çünkü sirke ve gübrenin buharıyla kurşun karbonata dönüşüyordu.

Apollon Clylix’i, MÖ 460

Antik Roma’da erkekler 14 yaşından sonra beyaz toga giyiyordu. Togasız olanların Roma Forumu’na girmesi yasaktı.

Pompeii, MS 1. yy

Hıristiyanlıkta da beyaz önemini korudu. Ama önceleri ters anlamda. Orta Çağ’da dullar beyaz giyme geleneği ilk beyaz gelinliğin 1499 yılında Fransa Kralı XII. Louis ile evlenen Bretanyalı Anne tarafından giyilmesine kadar sürdü. Bu tarihten önce gelin, düğününde geleneksel olarak en güzel elbisesini giyerdi ve aslında rengin bir önemi yoktu. Bu elbette daha pratik bir seçenekti çünkü gelin elbiseyi tekrar giyebilirdi. Gerçek şu ki, yalnızca bir kez giyilecek abartılı bir elbiseyi yalnızca zenginler karşılayabilirdi. Beyaz elbise giyme trendi, Kraliçe Victoria’nın Prens Albert ile evlendiğinde beyaz bir elbise giydiği 1840’lı yıllara kadar pek yaygınlaşmamıştı. Hıristiyan inancında masumiyetin, iyiliğin ve namuslu olmanın sembolü haline gelen beyaz renk bu düğünden sonra gelinliklerde bekaretin sembolü haline geldi.

Kraliçe Victoria, Franz Xaver Winterhalter, 1872, Royal Collection

Beyaz rengin yas göstergesi olması bazı Uzak Doğu geleneklerinde de karşımıza çıkar. Örneği Japonya’da beyaz karanfil, ölümün alegorisiyken Hindistan’da dul kadınlar beyaz giymek zorundadırlar. Söz konusu coğrafyada beyazın temsil ettiği olumsuz kimliği en iyi dul kadınların kast sistemi içinde ‘en aşağı’ insanlardan birisi olarak kabul edilmelerinde görürüz.

Ancak Tıpkı Şintoizm’de olduğu gibi Budistler için ışık ve saflık simgesi lotus çiçeği ile bilgi ya da aydınlanmayı çağrıştırır.

İslamiyette hac görevinin simgesi olan beyaz, huzurun temsili kabul edildi. Hacda giyilen ihram, kişinin hiçbir ayrıcalığı olmadığını gösterir. Hacının beyaz bir elbise giymesi ve yüzünü/başını açık tutması şeffaflığın zirvesidir.

Beyaz, Rönesans ile birlikte saflığın, temizliğin, inancın, yenilenmenin simgesi olarak 1566’dan itibaren Papa’nın resmi giysi rengi oldu.

Kraliyet aileleri ve diğer soylular için ise 18. yüzyılda görkemin rengiydi. Günümüzde kimimiz saçlarımızda gördüğümüz beyaz saç teli için karalar bağlarken kimimiz bir moda trendi olarak saçlarını tamamen beyaza boyuyor. On sekizinci yüzyılda soylular arasında beyaz kıyafetler, peruklar, hatta soluk görünmek için beyaz tonlu makyajlar görülür. Ölümüne sürdükleri kurşun pudralarla geçirdiler yaşamlarını ve elbette bir kısmı için kısa üstelik acılı oldu.

07 Saç ve yüz pudrası
08 Marie Antoinette

Beyaz sakallı korkunç yaratıklarla anlatılan masallarla büyüdü nesiller. Sonra Amerika’da günümüzde utançla hatırlanan bir ideoloji giysisinin rengi oldu beyaz. Amerikan İç Savaşı’nın bitiminden sonraki Ku Klux Klan üyelerinin beyaz cüppeleri rengin saflığını kirletti.

Sanattaki kullanımına gelirsek önce tarih öncesi çağlarda Lascaux Mağarası’nın duvarlarında kireç karbonatı beyazı kullanıldığını görüyoruz. Gotik dönemden sonra sanatta hep ışığı sembolize etmiş ancak az kullanılmıştır. Örneğin Leonardo da Vinci, ondan önceki ressamların aksine siyah ve beyaz kullanmaksızın saf renklerle renk tonlarına ulaşmıştı. Rembrandt’ın ise resimlerinde çoğunlukla beyazı sarı, kırmızı, yeşil ve kahverengiyle karıştırdığı biliniyor. Gün ışığı ile resim yapan Empresyonistler renkleri gördükleri gibi resmetmeyi hedefledikleri için paletlerinden beyazı çıkartmışlardır. Sadece Ön Raffaellocular, tuvallerinde beyaz astar kullanmış, “ıslak üzeri ıslak” tekniğiyle ışıltılı tablolar yapmışlardır.

Tüm olumsuz kullanımlarına rağmen beyaz arınmanın, temizliğin, yenilenmenin ve barışın simgesi olarak kalmaya devam ediyor.

Ben de yeni bir yılda tüm dünyanın kendisine yeni bir beyaz sayfa açmasını umuyor ve diliyorum. 2024 yılında yaşamınız rengarenk olsun; kırmızıyla coşun, yeşille gençleşin, sarıyla aydınlanın, turuncuyla ısının, maviyle huzur bulun ve beyazla dünyanın üzerinize yüklediği tüm sıkıntılardan arının.

Gönlünüzce olsun…

Ayşe Bayvas
Fethiye, 30.11.2023

Ayşe Didem Bayvas

Ayşe Didem Bayvas

Tüm Yazıları