FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

Renklerden Kahverengi

Renklerden Kahverengi

Bizim buralara henüz değilse de ülkenin pek çok yerine sonbahar geldi ve renkler değişmeye başladı. Bu nedenle bu ayı sonbahar renklerinden birine, kahverengiye ayırdım.

Kahverengi, ilginç bir renktir; doğada, ağaçta, toprakta, insan saç renginde, göz renginde ve cilt pigmentasyonunda olmasına rağmen kamuoyu araştırmalarına göre halkın en az sevdiği renktir. Çok az kişi kırmızı, sarı ve siyahın birleştirilmesiyle elde edilen bileşik bir renk olan kahverenginin sadeliğinde rahatlık bulduğunu söylemiştir. Bunların arasında da kadınlar çoğunluktadır. Marka ve pazarlamada ise kahverengi, güvenilirlik ve beslenme ile ilişkilidir.

Tam burada adından söz etmemizde fayda var. Dünya genelinde kahverengi renk için kullanılan kelimeler genellikle yiyeceklerden veya içeceklerden; Doğu Akdeniz’de ise genellikle kahvenin renginden gelir.

İngilizcede bir renk adı olarak kahverenginin ilk kaydedilen kullanımı 1000 yılındadır. Köken olarak Eski İngilizce ‘brún’dan gelir. Genel Cermen sıfatı ‘brûnoz’, ‘brûnâ’, hem koyu renkler hem de “parıldayan”, “parıltılı” veya “ışıltılı” anlamındaydı.

Türk kültüründe ilginç bir akışı var. Osmanlıda “Fındıki” diye adlandırılmıştır kahverengi. 1400’lü yıllarda Türklerin kahveyle tanışması sonrasında zaman içinde kahve bu renge adını vermiştir. Eski Türkçede kahverengi anlamında kullanılan sözcük ise “konur” (kongur)’dur. Bu sözcüğün anlamı kaynaklarda “yanık al, yağızımsı al” diye verilmektedir. Açık kahverengi saçlar için kullandığımız “kumral” da bu sözcükle “al”ın bileşiminden (konur+al=konural) “kumral” olmuştur.

Demir oksit ve mangan oksitten oluşan doğal bir kil pigmenti olarak kahverenginin kullanıldığı resimlerin tarihi MÖ 44.000 yılına dek uzanıyor.

Lascaux Mağarası’nın duvarlarında yaklaşık 17.300 yıl öncesine ait kahverengi atların ve diğer hayvanların resimleri bulunmuştur.

Eski Mısır mezar resimlerindeki kadın figürleri de aynı şekilde boyanmış kahverengi tenlere sahiptir.

MÖ 7. yüzyıla tarihlenen antik Yunan vazolarında insan figürleri, içi boyanmış dış çizgilerden oluşurdu. Figürler vazoların doğal toprak rengi üzerine, kahverengi ile boyanırdı.

Eski Yunanlılar ve Romalılar, çeşitli mürekkep balıklarının mürekkebinden yapılmış, sepya adı verilen bir renkte, kırmızımsı kahverengi ince bir mürekkep ürettiler.

Bu mürekkep, Rönesans döneminde Leonardo da Vinci, Raffaello ve diğer sanatçılar tarafından kullanılmıştır, hala da kullanılmaktadır.

Antik Roma’da kahverengi giysiler alt sınıflarla veya barbarlarla ilişkilendirilirdi. Plebler veya şehirli yoksullar için kullanılan terim, “pullati” idi, bu da kelimenin tam anlamıyla “kahverengi giyinenler” demekti.

Orta Çağ’da kahverengi cüppeler, Fransisken tarikatının rahipleri tarafından alçakgönüllülüklerinin ve yoksulluklarının bir işareti olarak giyilirdi. Bu dönemde kahverengi, tahammül ve acının rengiydi. Her sosyal sınıfın, bulunduğu yere uygun bir renk giymesi bekleniyordu; fakirlerin renkleri gri ve kahverengiydi.

Kahverengi, diğer renkler kadar göz alıcı olmasa da resimdeki önemi, açıktan koyuya ince geçişler oluşturmak için yanık sienna ve yanık umber gibi kahverengileri kullanan sanatçılar tarafından oldukça iyi bilinmektedir. Kahverengi renk, sanatçıların tuval üzerinde bir gerçekçilik duygusu yaratmasını sağlar. Ancak Orta Çağ’da koyu kahverengi pigmentlerin sanatta nadiren kullanıldığını görüyoruz. On beşinci yüzyılın sonlarına doğru yağlı boyanın bulunuşuyla birlikte sanatçılar çok daha fazla kahverengi kullanmaya başladılar. Rönesans döneminde ise genellikle dört farklı kahverengi kullandılar. Kuzey Avrupa’da Jan van Eyck, daha parlak renkleri ortaya çıkarmak için portrelerinde zengin toprak kahverengilerine yer verdi.

On altıncı yüzyılın başlarında, sanatçılar zeminlerini koyu kahverengiye boyamaya başladılar, çünkü bunu yapmak daha hızlı ve özgürce bir resim yapmayı mümkün kıldı. Koyu kahverengi zeminler, bir resmin kompozisyonunda, kahverengi zeminin kısmen görülebildiği alın ve burun boyunca gölgeli kısmın detayında da görülebileceği gibi, ya kısımları açıkta bırakarak istismar edildi. Evrim, beyaz bir yüzeye boyamanın alışılmadık hale geldiği 17. yüzyılda tamamlandı.

Caravaggio ve Rembrandt Van Rijn, konunun karanlıkta göründüğü ışık-gölge efektleri yaratmak için kahverengiler kullandı.

Rembrandt ayrıca resimlerinin zemin katmanlarına daha hızlı kurumayı sağladığı için ombra adı verilen kırmızı veya koyu kahverengi manganezli aşıboyası ekledi.

Fakat Rembrandt’ın bu yoğun kahverengi hâkimiyeti az da olsa kullandığı parlak renklerin düşünülenden daha fazla ortaya çıkmasını sağlamıştır. Böylece ışığın ustası renk oyunları ile ışığı göz kamaştıracak şekilde ortaya koyar.

Kahverengi, P. Rubens ve Anthony van Dyck  tarafından da kullanıldı ve daha sonra yaygın olarak Van Dyck kahvesi olarak tanınan bir ton ortaya çıktı.

On dokuzuncu yüzyıla geldiğimizde J. Constable, özellikle 17. ve 18. yüzyıl resminin, renk ve açık-koyu vurgusunu oluşturan, manzaranın ön düzleminde sıcak kahverenginin koyu değerleri ve arka düzleminde açık gümüşi ve mavi değerler dizgesinin sınırlarını cesaretle aşmıştır.

Ancak parlak, saf renkleri tercih eden Fransız İzlenimciler kahverengiden nefret ettiler. Birçok Empresyonist sanatçının paletlerinde beyaz, siyah ve kahverengi saf dışı kalmıştır. On dokuzuncu yüzyıl Fransız sanatçıları arasındaki istisna, Fransız Polinezyası halkının ve manzaralarının parlak kahverengi portrelerini yaratan P. Gauguin’di. Onun resimlerinde renklerin saf kullanımı ile figürler ve mekân yüzeyselleşmiş, yer yer hacim etkisi yaratan koyuluklarla kütlesellik sağlanmıştır.

Toprak, ahşap, taş, sağlık, güvenilirlik, zarafet, güvenlik, şifa, yuva, topraklama, temeller, istikrar, sıcaklık ve dürüstlüğün rengi olan kahverengi, tipik olarak sonbaharla ilişkilendirilen doğal, nötr bir renktir. Yirminci yüzyılın sonlarında Batı kültüründe basit, ucuz, doğal ve sağlıklı olmak için ortak bir sembol haline geldi. Günümüzde çam, ladin, köknar gibi uzun lifli ve yumuşak odunlu ağaçlardan elde edilen Kraft kağıtlar ağartıcı kullanılmadığından daha doğal, esmer ekmek ve esmer şeker, beyaz ekmek ve beyaz şekerden daha sağlıklı kabul ediliyor.

Buna karşılık insanoğlu beyaz tenli ise bronzlaşmak için yaz aylarını heyecanla beklerken kahverengi derililer bazı kültürlerde hala 3. sınıf kabul ediliyor. Oysa bu renk farklılığı sadece cilt renginin, cilt hücrelerinin DNA’sında hasar ve dolayısıyla mutasyonlar üreten ultraviyole fraksiyonuna karşı kısmi koruma sağlamak için yoğun güneş ışığına uyum sağlamasından ibaret.

Öte yandan kahverengi dendiğinde akla hemen askeri üniforma gelmesi de normal. Kahverengi geniş kullanılabilirliği ve düşük görünürlüğü nedeniyle 18. yüzyılın sonlarından beri askeri üniformalar için popüler bir renk olmuştur. ABD, İngiltere ve Hindistan bu orduda bu rengi kullanan ülkelerden. 1920’lerde ise Almanya’daki Nazi Partisi’nin tek tip rengi oldu. Nazi paramiliter örgütü Sturmabteilung (SA) kahverengi üniformalar giyiyordu ve ‘kahverengi gömlekliler’ olarak biliniyordu. Kahverengi renk, Almanya’daki seçim bölgeleri haritalarında Nazi oylarını temsil etmek için kullanıldı. Birisi Nazilere oy verdiyse, “kahverengi” oy kullandığı söylenirdi. Nazi partisinin Münih’teki ulusal karargahına ‘Brown House’ adı verilmişti. Nazilerin 1933’te iktidarı ele geçirmesi ise ‘Kahverengi Devrim’ olarak adlandırıldı. Hatta Adolf Hitler’in kahverengi saten pijamalarıyla büyük bir gamalı haçla işlenmiş kahverengi bir yorganla kaplı bir yatakta uyuduğu biliniyor, kalkınca da kahverengi ipek robdöşambr giydiği.

Ayşe Bayvas
Fethiye, 02.11.2022

 

Kaynakça:

Albayrak, Kadir; Yazısız Halklarda ve Antik İnanışlarda Renk Fenomeni, Dini Araştırmalar, Mayıs-Ağustos 2008, Cilt: ll, s. 31, ss. 99-123.

Arslantepe, Mehmet (Der.); Görsel kültür ve renk olgusu: Sembolik anlamlar, algılama ve kültürel farlılıklar üzerine bir çalışma

Çömen, Aysun; Resim Sanatında Rönesans’tan Empresyonizm’e Renk Kullanımı ve Kırmızı Rengin İfade Biçimi, Yüksek Lisans Tezi, 2010

Goethe, Johann Wolfgang von; Renk Öğretisi, (Çev. İlknur Aka), Kırmızı Yayınları, 2020

Per, Meral; Renk Teorilerine Tarihsel Bir Bakış, Yedi: Sanat, Tasarım ve Bilim Dergisi, Sayı 8.

Per, Meral; Resim Sanatında Rengin Tarihsel Süreçte İncelenmesi, İnönü Üniversitesi Sanat ve Tasarım Dergisi, Cilt 2, Sayı 4.

Yıldırım, Elvin; Türk Kültüründe Renkler ve İfade Ettikleri Anlamlar, Yüksek Lisans Tezi, 2012

 

Ayşe Didem Bayvas

Ayşe Didem Bayvas

Tüm Yazıları