Renklerden Yeşil

Ayşe Didem Bayvas A
Ayşe Didem Bayvas

Yenilenmenin rengi ‘yeşil’, bitki özlerinden elde edilen ve kırmızıdan sonra insanların boya olarak kullandığı en eski renklerden biri.

Yeşil, Türkçe bir sözcüktür. “Taze, diri” anlamındaki “yaş”tan (yaş meyve ve sebzelerin rengi) önce Yaşıl sonra Yeşil olarak bugüne ulaşmıştır. Türk mitolojisinde Tanrı Ülgen’in yedi oğlundan biri olan ve koruyucu ruh kabul edilen oğlu, Yaşıl yani Yeşil kağandı… Bitkileri yetiştirip büyümesine yardımcı olduğuna inanılırdı. Ayrıca Türk kültürü, doğayla bütünleşmiş ve onu kendi parçası gibi gören bir yaklaşıma sahiptir. Doğayı tüketmeyi ve onu cansız bir nesne olarak görmeyi hiçbir zaman kabul etmemiştir. Bunun en somut örneği de Yaşıl Han’dır.

Mavi ve sarının birleşiminden oluşan yeşil, baharın, canlılığın ve olumlu dinginliğin rengidir ama aynı zamanda bozulmanın rengidir, çift karakterli bir renktir. Mavi gibi soğuk renk kategorisinde olmasına rağmen huzur veren ve dinlendirici olarak tanımlanır. Renk sembolizmi açısından yeşil renk, “verimlilik ve mutluluk, huzur, umut, bilim ve inancın sembolü” kabul edilir. Uluslararası sembolik bir yapı içinde yeşil, kırmızının karşıtı olumlu bir sembolizme sahiptir. Şöyle açıklayayım: Renge duyarlı sinir uçlarının yorulması sonucunda ise farklı renk algılamaları, yanılsamalar şeklinde oluşur. Örneğin, kırmızı bir nesneye uzun süre bakıldığında bu renge duyarlı sinir ucu yorulacağından bakışlar başka gri bir alana çevrildiğinde, gri alan kırmızının tamamlayıcısı olan yeşil renkte algılanır. Hekimlerin ameliyatlarda giydikleri yeşil giysinin de nedeni bu olsa gerek. Yeşil rengin fiziksel ağrıyı gidermeye yardımcı olduğu da anlaşılmıştır, örneğin yeşil duvarları olan hastanelerde daha az ağrı kesici kullanıldığı tespit edilmiştir.

Mısır’da yeniden doğumun sembolü olarak kabul edilmiştir. Tanrı Osiris (iyilik tanrısı) neredeyse tüm tasvirlerinde ten rengi yeşil bir halde karşımıza çıkar. Mısırlılar kumaşlarını yeşil renge boyamak için önce safran daha sonra da çivit bitkisinin köklerinden elde edilen maviyi kullanmışlardır. Duvar resimlerinde ise yeşil, bitki tasvirlerinde kullanılıyordu.

Yeşil renk antik dönemde, bakır içerikli bir mineral taşı olan malahit, yeşil toprak ya da bakır madeninin sirke ile oksitlendirilmesi yoluyla elde ediliyordu. Yunanlıların giysilerinde yeşil rengi ne zaman kullandıkları tam olarak bilinmiyor ama fermente şarapta bakır plakaların ıslatılmasıyla yapılan ve verdigris adı verilen yeşil pigmentin Antik Roma’da oldukça yaygın olarak kullanıldığı biliniyor. Eski Roma’da Venüs yeşil renk ile anılıyordu çünkü o da bahçelerin ve sebzelerin güzel tanrıçasıydı… Takı yapımında yeşil zümrütlerin kullanımının bir moda haline geldiği Neron döneminde yeşil rengin çeşitlerini ifade eden on farklı sözcük kullanıldığı biliniyor.

Yeşil renk, Hristiyanlıkta Baba, Oğul ve Kutsal Ruh üçlemesini ifade eder. Doğu kültüründe ise İslamiyet’in rengidir. Bu önemini yemyeşil cennetlerden almaktadır ve çeşitli ayetlerde yeşil renkten söz edilir. Hz. Muhammed’in de en sevdiği renktir. Doğayı çağrıştırıcı özelliği sebebiyle rahatlatıcı olmasından kaynaklı, ibadethanelerin iç ve dış süslemelerinde sıkça görülür.

İrlandalılar, her yıl 17 Mart’ta “Aziz Patrick Günü” adlı bayramlarını kutlarlar. Çocukken İngiltere’den kaçırılarak İrlanda’da köle yapılan Aziz Patrick, özgürlüğünü kazandıktan sonra adaya bu kez Hıristiyanlığı yayma misyonuyla döner ve başarılı olur. Altıncı yüzyılda İrlanda’ya Hıristiyan dinini taşıyan Aziz Patrick anısına başlayan dini kutlama, zaman içinde ulusal ve kültürel bir festivale dönüşür. 17 Mart’ta Amerika’da yeşil giymek sadece İrlanda kökenliler için değil, tüm Amerikan halkı için de geleneğe dönüşmüş durumda… Ancak, İrlanda’nın kırsal kesimlerinde hala, perilerin favori rengi olduğu gerekçesiyle yeşil giymek uğursuzluk sayılıyor. İnanışa göre, periler bu rengi giyen çocukları kaçırıyor.

Resim sanatında ise renk, uzun zaman temsil değerine bağlı olarak kullanılmıştır; yani nesneden bağımsız olarak düşünülmemiştir. Örneğin, yeşil renk yapraklar üzerinde kullanıldığı zaman kendi varlığını kabul ettirebilmiştir. Antik Çağ’da, bu düşünce yoğun bir şekilde savunulmuştur ve Rönesans’ta da devam etmiştir. Rengin nesneden bağımsız varlığına ise Orta Çağ resimlerinde rastlanmaktadır.

L. da Vinci, dönemine kadarki süreçte ortaya atılan renk kuram ve tartışmalarını yorumlar ve kendi yargısına vararak, ana renklerin dört tane olduğunu ve bunların dört elementi simgelediğini söylemiştir. Bu dört rengi şöyle sıralar; sarı toprağı, kırmızı ateşi, mavi havayı, yeşil ise suyu simgeler. Oysa Kuzey’de 16. yüzyılda Alman sanatçılar rengi, halen Orta Çağ’ın simgesel anlamlarına bağlı olarak kullanmışlardır. M. Grünewald’ın “İsa Çarmıhta” resminde İsa’nın bedeninin yeşili  ile çevresindeki figürlerin kimi kırmızı, kimi beyaz giysileri arasında belirgin bir zıtlık oluşmuştur.

Renklerin ışıkla yıkandığı 16. yüzyıl Venedik resminde Giorgione, resimlerinde mekânı figürlerin arkasına saklamamıştır. Mekâna ayrı bir önem vermiştir ve özgül renk değerleriyle de mekâna psikolojik bir anlam yüklemiştir

Uzakdoğu resimlerindeki baskın renk anlayışı bir rengin tonlarıdır; bunlar da genellikle pastel, kahverengi ve yeşil tonlardır. Uzakdoğulu sanatçıyı buna Uzakdoğu inancı, yaşam felsefesi; Uzakdoğulu insanların şükreden ve sabırlı bir tavra sahip olması ve doğa sevgisi; Uzakdoğu ülkelerinin sisli ve mistik hava şartları itmiştir.

1775 yılında İsveçli kimyager Scheele, reçine ve arsenik bazlı yeni bir parlak yeşil keşfetti. Victoria Dönemi’nde hızla yayılan ve popülerleşen Scheele yeşili beraberinde bazı sorunlar da getirdi. Napoléon Bonaparte, Waterloo Savaşı sonrası, Atlantik Okyanusu’nun güneyinde yer alan küçük bir adaya, St. Helena’ya sürgüne gönderildi. St. Helena’da, Longwood House denilen bir evde yaşamaya başladı ve ölene kadar orada kaldı. Longwood House’nin banyosunun duvarları, İngiltere’den gelen ve Napoléon’un en sevdiği renk olan yeşil duvar kâğıtlarıyla kaplıydı. Yeşil, tahmin edebileceğiniz gibi Scheele yeşiliydi. Normal şartlarda hiçbir sorun çıkarmayan bu duvar kâğıdı, banyo gibi nemli bir ortamda ölümcül hale geliyordu. Sheele yeşili duvar kâğıdı, banyodaki nem sebebiyle küfleniyor, küflenme yeşil renk içindeki bakır arsenit pigmentini, arsenik trimetil adı verilen çok zehirli bir buhara dönüşüyordu. Sürgündeki evinin banyosunda yer alan bakır küvetinde banyo yapmayı çok seven Napoléon, bu buharı aylarca soludu ve sevdiği yeşil renk, yavaş ve sinsice onun ölümüne neden oldu. Yıllar sonra, Napoléon’un mezarı Fransa’ya taşındığında, saç örneği üzerinde yapılan testlerde, Napoléon’un bünyesinde yüksek dozda arsenik olduğu anlaşıldı ve Scheele yeşili teorisini inanılır hale getirdi.

En eski kimyasal yeşil boyalardan biri 1814 yılında tanıtılan, bakır arseniğine dayanan ölümcül zehirli karışım Schweinfurt ya da Paris Yeşili’dir. 1864’te Paris Operası’nda İmparatoriçe Eugenie’nin nefes kesen bir elbise giydiği ertesi gün gazete manşetlerinde yer almıştır. Muhteşem koyu bir yeşil olan bu elbise, gaz lambası ışığında rengini değiştirmeden kalabilmiştir. Kısa süre sonra da “Paris Yeşili” seçkinlerin rengi olmuştur.

Yeşil renkle ilgili anlatılan birçok ürkütücü öykü bulunmaktadır: 1871 yılında bir modaevinden yeşil renkli bir kutuda gece elbisesi alan bir kadının kutuya dokunduktan sonra ellerinde kabarcıkların çıktığını görüp dehşete düşmesi, yeşil halı ve duvar kağıtlarının olduğu odalarda oynayan bebeklerin öldüğünden bahseden haberlerin kulaktan kulağa dolaşması bunlardan birkaçıdır. Bu boyalarla temas eden kadınların yanı sıra bu kumaşları üretenlerin de aynı kaderi paylaştığı görülmüştür.

Gelgelelim, Cézanne, Renoir, Van Gogh ve hatta Klimt eserlerinin çoğunu bu renkle yarattılar. Van Gogh “Renkten anlamak demek, doğada gördüğün bir rengi hemen irdelemesini bilmek, örnekse, “bu yeşilimsi gri, sarı, siyah ve maviden oluşmuştur” diyebilmek demektir. Bir başka deyişle, doğadaki grileri kendi paletinde yakalamasını bilen bilir…” diyordu.

Cézanne’nın, resimde renge yaklaşımı Orta Çağ resimlerindeki renk kullanımına benzer. Cézanne, Gotik cam resim sanatının yalın ve saydam renk etkilerini resimlerine uygulamaya çalışmıştır. Onun paletinden Veronese yeşili, zümrüt yeşili, toprak yeşili eksik olmazdı.

Son derece zehirli bir kimyasal olan arsenik yüzünden birçok sanatçı sağlık sorunları yaşamıştır, hatta yeşili çok severek kullanan Monet’in körlüğünün nedeni olduğu düşünülüyor.

Fovist dönem renklerin olağanüstü kullanıldığı bir dönem olarak sanat tarihindeki yerini alır. Fovizm’in resim yaklaşımını uzun süre devam ettiren Matisse, asıl gerçekliğin nesnelerin ruhuna sinen gerçeklik olduğunu savunmuştur. Matisse ve Kandinsky için önemli olan resmin plastik etkisidir; resim iyi kurgulanmışsa dışavurum zaten gerçekleşir, düşüncesindedirler.

Die Brücke (Köprü) grubu içindeki ressamlardan biri olan Emile Nolde’nin renkleri, resimlerde şiddet duygusu uyandırır. Parlak sarılar, kırmızılar, yeşiller ve maviler resmin her bir tarafından bağıran etkiler oluşturur.

Yeşil, günümüzde ekolojinin rengi kabul ediliyor ve doğal, organik ürünler, doğada tatil, ekolojik hizmetler ve kuruluşların pazarlama iletişiminde kullanılması öneriliyor. Çevreye duyarlı kurum ve kuruluşların isimlerinde yeşil kullanmaları da artık olağan karşılanıyor. Greenpeace, Yeşiller Partisi gibi. Ancak bazen doğa ve sağlık çağrışımlarından uzak olmasına rağmen, zihinlerde çevreci imajını korumak isteyen markaların da logolarında yeşil renk kullandıklarını görürüz.

Kaynakça:

Akkaya, Cahit; Yeni-Dışavurumcu Resimde Şiddetin ve Gerilimin İfade Aracı Olarak Renk, Yüksek Lisans Tezi

Coşkun, Necla; Resim Sanatında Renk-Öz Bağlantıları, Sanatta Yeterlilik Tezi

Ölmez, Filiz Nurhan; Tekstillerde Renkler Üzerine Simgesel ve Alegorik Bir Değerlendirme, Türk Sanatları Araştırmaları Dergisi, Cilt 1, Sayı 1.

Per, Meral; Resim Sanatında Rengin Tarihsel Süreçte İncelenmesi, İnönü Üniversitesi Sanat ve Tasarım Dergisi, Cilt 2, Sayı 4.

Per, Meral; Renk Teorilerine Tarihsel Bir Bakış, Yedi: Sanat, Tasarım ve Bilim Dergisi, Sayı 8.

Yaltkaya, Şerefeddin; Tarihte Renk, Türkiyat Mecmuası, Cilt 7, Yıl 1942

Yıldırım, Leyla; Tekstil Tasarımında Bir Rengin Serüveni: Yeşil, Yedi: Sanat, Tasarım ve Bilim Dergisi, Sayı 22.

Zehra İpşiroğlu Z
Zehra İpşiroğlu
BAYRAK
May 8, 2022
Save
BAYRAK
Yelda Karataş Y
Yelda Karataş
İNSANI EYLEME GEÇİREN UMUT DEĞİL UMUTSUZLUKTUR.
May 8, 2022
Save
İNSANI EYLEME GEÇİREN UMUT DEĞİL UMUTSUZLUKTUR.
Yelda Karataş Y
Yelda Karataş
Denizlerin ve Sevgili Kazım Koyuncu'nun anısına
May 8, 2022
Save
Denizlerin ve Sevgili Kazım Koyuncu'nun anısına
Yelda Karataş Y
Yelda Karataş
ANNEM DİYOR Kİ
May 8, 2022
Save
ANNEM DİYOR Kİ
Berin Uyar B
Berin Uyar
EDİTÖRDEN
May 8, 2022
Save
EDİTÖRDEN