FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

Sanatın Demokrasiye, Demokrasinin Sanata Gereksinimi

Sanatın Demokrasiye, Demokrasinin Sanata Gereksinimi

Ben sanat tarihi eğitimlerimde katılımcılara bir resmi çözümlerken sanatın aslında hayatın içinden çıktığını ve daima soru sorarak çözüme ulaşacaklarını anlatırım. Doğru soruyu sorduklarında cevabı bulacaklardır. 

Soru sormak çok uzun yıllardır eğitim sistemimizin bir parçası değil. Ancak dahası, üstelik de bana kalırsa en kötüsü, gerek her şeyin cevabının Google hazretlerinde bulunabilmesi gerek sosyal medya gerekse kendi yaşantımızdaki -çoğunu kendimizin seçmediği- kişiler nedeniyle de hiç düşünmeden ve sorgudan uzak olarak her şeyi olduğu gibi kabul eden geniş kitlelerin varlığı. Oysa soru sormak yaratıcılıktır, farklı düşünce ve bakış açılarına sahip olmamızı, kavga etmeden tartışabilmemizi sağlar. 

Demokrasinin gelişimi için soru sormak nasıl en önemli şartlardan biri ise sanatın gelişimi için de demokrasi şarttır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde özgürce yaratma hakkı, yani ifade özgürlüğü ve iletişim özgürlüğü temel insan haklarından biri olarak kabul edilmiştir. Sanatın ise doğasında özgürlük vardır. Sanatçı da cüretkâr hatta isyankardır. 

Tarihöncesi çağlarda mağaraların duvarlarına el izleri bırakan sanatçılar, İlk Çağ’a gelindiğinde felsefecilerin etkisiyle bir özgürlük ortamına kavuştularsa da onların arasında da isimlerini bildiklerimiz pek az. Tarih boyunca sanatçıların gerek imparatorlar gerek diktatörler gerekse dinsel kurumların patronluğunda yaratıcılıkları sınırlansa da kendi iç dünyalarında nasıl geliştiklerini görebiliyoruz. 

Gerçek anlamdaki resim sanatı gelişimini başlatan kişi kabul edilen Giotto (1267-1337) resme yalnızca üç boyutluluğu getirmemiş, resimlerinin altına imza atan ilk sanatçı olarak da resim tarihine geçmiştir. Haziran 2012’de, Assisi’deki Aziz Francis Bazilikası’nda sadece keşişler tarafından ve hatta onlar tarafından çok nadiren kullanıldığı için çoğu kişi tarafından görülmeyen bir fresk dizisi ile dekore edilmiş Aziz Nikolaos Şapeli’nde yapılan restorasyon çalışmalarında sanatçının adının baş harflerinden oluşan imzası bulundu. 

Giotto’nun bireysel yaratıcılığa yaptığı vurgu ile başlattığı gelişme sürecinde ressamlar, zanaatkâr statüsünden kurtulup kendi özelliklerinin farkına varmaya başladılar.

Albrecht Dürer (1471-1528) ise Kuzey Avrupa’da kendini bir zanaatkâr değil, bir entelektüel olarak tanıtan ilk sanatçılardan biridir. İlk ticari markayı yaratmış, “A. ve D.” harflerini logo olarak kullanarak resimlerinin taklit edilmesini engellemeye çalışmış hatta imparatorun emri ile resimlerine imtiyaz hakkı almıştır. Kısacası ilk defa telif hakkını kullanan sanatçıdır.

Tüm zamanların en büyük sanatçılarından biri olan Michelangelo (1475-1564) ise Papa’ya kafa tutabilen ve dindar olmasına rağmen Kutsal Kitap sahnelerinde aykırı bakış açısıyla yaptığı resimlerle özgür ve özgün düşüncesini ortaya koyan bir sanatçıdır. Sistine Şapeli’nde Âdem ile Havva’nın cennetten kovulmasına neden olan öyküyü anlatış biçimiyle Havva’yı temize çıkarırken (Bkz. başlıktaki görsel) daha sonraki bir zaman diliminde yaptığı “Mahşer” sahnesinde de cehennemin ağzını tam apsisin olduğu yere açarak bir başka devrim yaratmıştır.  

Sanatçı, yaşamındaki her şeyden etkilenir. Doğup büyüdüğü çevre, ailesi, eğitmenleri, yaşadığı ülkenin ve dünyanın siyasal, sosyal ve dinsel durumu… Yaratıcılığı bunlarla beslenir elbette ancak özgürce ortaya koyması, geniş kitlelere ulaştırabilmesi için demokrasi şarttır. Demokrasi ve sanatın ortak noktası her ikisinin de olabildiğince çok sayıda farklı düşünce ve bakış açılarını desteklemeleridir. Farklı bakış açıları ise yaratıcılığı ve soru sormayı destekler. Farklı bakış açılarının kendine özgü eksikleri ve üstünlüklerini fark edebilmek de soru sormayı gerektirir. Bakış açısının sorgulanması da eleştiriye açık olmayı gerektirirken bunu kendi sorgulaması özgüven sonucudur. 

Sanatın da demokrasinin de gelişebilmek için eleştiriye, denetime ve sorgulanmaya gereksinimi vardır. Özgürlük, eşitlik ve insan hakları demokrasinin can damarlarıdır. Özgürlük sanatı demokrasiye, demokrasiyi sanata yaklaştırır. Özgür sanatçı, özgündür. Sanattaki özgünlüğün devam edebilmesi toplumun demokratik olmasına bağlıdır. 

 

Ayşe Bayvas
Fethiye, 04.05.2023

Ayşe Didem Bayvas

Ayşe Didem Bayvas

Tüm Yazıları