‘SEN SOR HAZİRAN’

Yelda Karataş

‘tanıdığım hiç kimse

istemiyordu sorulmasını

geldiği ülkenin

sen sor haziran’

Turgut Uyar

Bir şiir akşamının yağmuru ardından sokaklar; Kadıköy’ün hep

karıştırdığım yolları. Yemek yediğimiz lokantanın karşısında beş

yüz milyona satılan cins bir köpek.

Kaçırmak istiyorum onu alacak param yok!

Zenciler ve ücretli köleler boynundaki tasmayı sökemiyor.

Minibüste yarı İngilizce yarı Türkçe konuşarak ‘geceye akacak’

gençler sahte kahkahalarıyla bunaltıyor beynimi. Taksim’de zor

atlıyorum yola.

Her yaz akşamı Cumartesi İstiklal’de yolunu şaşırır insan, insan

yığınından.

Kadıköy’deki şiir akşamından sonra,

Beyoğlu’nun barlar sokağından geçmek

barbarlarla karşılaşmak kadar ağır geliyor ruhuma.

Yol boyu, şiir sohbetine katılan o Adıyamanlı delikanlının sorusu

beynimde: Böyle cesur olmayı nasıl öğrendiniz?

Cesur muyum sahi! Cesaret sorgulanmalı hep.

Hava birden değişti, Haziran gecesine yakışmayacak kadar

somurtkan ve insanların soluğu

ağırlaştırıyor yürüyüşümü eve doğru giderken.

Yağmur çiseliyor, Serez’in esnaf çarşısı kadar kirli bir sokağa;

Cihangir’e şiir yazıyorum içimden.

Ama artık okuyucusu şiirimizde kendini tanıyamıyor.

Kendini aramayan insanlar çorap tüketiyor, makyaj tüketiyor,

baldır bacak, meme ve vajina tüketiyor…

Hayatı üretemeyen beyinler şiirle buluşamadan ölüp gidiyor!

Şikâyete hakkımız yok: Haziran’ın hüznünü soran yok yağmura.

Islak köpek gibi yokuş aşağı hızlanıyorum.

Köşe başında bir yakışlı, birden önüme çıkıyor gölgenin içinden

doğru fısıltıyla soruyor:

-İyi akşamlar, yalnızsanız geleyim mi?

Yanıtlamıyorum. Hızla geçiyorum yanından, arkama bakmadan.

Ama içimden şöyle demek geçiyor:

-Açsan yemek ısmarlayayım.

Ve gözlerine bakıp eklemek istiyorum:

-Sonra, seninle şiir konuşalım sıcak çay içimi bir kahvede;

kalbinin ucuna sıkışmış bir Cahil Beşir dizesi var mı?

Keder, cesaretten daha ağır bir duygu.

Bunu o Adıyamanlı delikanlıya söylemeliyim.

İki yalnızlığın çarpışmasının ağırlığını.

Kimsesizliğin kendini sorgulaması gerektiğini.

Adımlarım hızlanıyor.

Biliyorum, artık hüzne bile yer yok kalbimde.

Gözüme bir damla Haziran yağmuru kaçıyor

Yazar: Yelda Karataş