SEVME YORGUNLUĞU

Yelda Karataş

Sevmek fiili kadar eskitilmiş bir kelime yok. Söylemesi kolay yaşaması nerdeyse cehennem.

‘Bir insanı sevmekle başlar her şey’ diyene hala büyük sevgiyle bakıyorum. Yazdıklarına ve onurlu yaşamına bilebildiğim ayrıntılarından.

Sevmek bir eylem kuşkusuz. Nasıl bir eylem derseniz, körlemesine lastiği patlamış yokuş aşağı giden bir otomobil değil. Her ne pahasına sevmeye yatırılmış, on sene sonra da tedavülden kalkmayacak değeri giderek yükselen sömürgen para dolar ile açılmış banka hesabı hiç değil.

Yıllarımı sana harcadım, seni ne pahasına olursa olsun affettim diyen yalaka Türk filmi sahnesi olmayı da çoktan yitirdi. Şimdi dondurmayı has sütle yapmıyorlar ki!

Sevince her yer dikensiz gül bahçesi olmuyor. Küçük Prens’in gülü kokmuyor artık. Gezegende kaktüs yetiştiriyorlar. Prens başka evrene kaçtı gülüyle. Yanına ara sıra Livingston uğruyor sohbete, iki yalnızlık birlikte büyüsün diye.

Eski aşkların özlemiyle yıllar sonra gerçekleşen buluşmalar zamanın tozu altından kalkamıyor. Zaman değişiyor yanılgısıyla, kendini deforme eden insan sevgi anlayışını da yok ediyor, yerine koyduğu şey, kocaman bir yalnızlık.

Sadece kendini sevenden insan olmaz.

İnsan sevgisinin yerine konan hayvan sevgisi de kocaman bir kaçış. Hayvanları sevdikçe insanları daha az sevme yanılgısı kedi gibi kendine büzülme kimsesizliği. Hayvan sevgisi çok kıymetlidir. Ama hayvan sevmek kolaydır, insan sevmek zor.

Sevmeyi göze almak, yaş ilerledikçe neredeyse imkânsızlaşıyor. Sürprizler, zaten yorgun gönlü daha çok yoruyor. Üstelik bakıyorsun herkes haklı. Gençlikte olduğu gibi heveskârlığın ışıl ışıl değil.

Her insan bir imkân olduğu kadar bir felaket!

Sorsan herkes sevgi kavramına büyük değer verir ama onu yaşamanın asıl değer olduğunu sevmenin bir söz olduğu kadar bir insanı severek yaşanan somut bir eylem olduğunu bir türlü anlamaz.

İki etik bireyin karşılaşması bir mucizedir diyor Ionna Kuçuradi. Etik birey var mı ortalıkta büyük şüphedeyim.

Üstelik kendimi Sartre’ın Bulantı’da söylediklerinde buluyorum son günlerde:

‘Birini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, kendini veriş, körlük ister. Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan. Bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapamayacağımı biliyorum.’

Sevme yorgunluğunu üzerimizden atacak, bir yürekle karşılaşmak umuduyla.

Yazar: Yelda Karataş