FEMTRAK – Dünya Dişidir, Dişi Dişlidir.

Tarikatlar Kapatılsın

Tarikatlar Kapatılsın

Ülkemde varlığını sürdüren bir cemaatin, bir üyesi, 6 yaşındaki kız çocuğa gelinlik giydirip, cinsel istismarda bulundu. Oyuncaklarıyla oynama yaşındaki küçük kızımıza bu olay  bir OYUN gibi anlatıldı.  Bu OYUNLARI bozacak adalete, ahlaki değerlere, insani haklarına acil ihtiyacımız var.

 
Karikatür altı yazıdır 
Karikatür: Hicabi Demirci

Tecavüzler önlenmeli,

Tarikatlar kapatılmalıdır

Hemen her gün yeni kadın vahşeti, kadın cinayeti, çocuk istismarı ile güne başlıyoruz ki; bu güzel ülkemizin kadınlarına ve çocuklarına revamı? 

Son günlerde 6 yaşında evlendirilen H.K.G. ile gözler yeniden Tarikatlara, cemaatlere tekke ve zaviyelere çevrildi. Mustafa Kemal Atatürk, “Efendiler, Biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil; bilakis bu tip yapılar, din ve devlet düşmanı olduğu için Selçuklu ve Osmanlıyı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil 100 yıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki; bazı kişiler bazı cemaatlerle bir araya gelerek, bizlerin din düşmanı olduğunu öne  sürecek. Sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirine düşeceklerdir. Ayrıca unutmayın ki; o gün geldiğinde her bir taraf diğerini dinsizlikle suçlamaktan geri kalmayacaktır.” 17 Aralık 1927  “Tekkeler ve zaviyeler irtica yuvalarıdır ve cahil insanlar yetiştirmek üzerine kurulmuşlardır. Bu Laik Cumhuriyet için bir tehdittir” demiş, tekke ve zaviyeleri kapatmıştır. 677 sayılı kanun hala yürürlüktedir. 

Tarikatlar Laik Cumhuriyet için bir tehdittir ve açık olmaları da Anayasaya aykırıdır ve derhal kapatılmalıdır. 

Gündem konumuz, seneler sonra kemik yaşı detayı ile ortaya çıkan kan dondurucu olay İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nın başına gelenler, tarikat ve cemaat ilişkileri. 

Olayı hangi yanından tutsam aklım iflas ediyor, çünkü bir anne ve babanın henüz 6 yaşında olan öz çocuklarını evlendirmiş olmaları ahlaki bir çürümenin neticesidir, sonuç; pedofilidir, tecavüzdür. Çocuktan gelin olmaz, çocuk ile evlilik hiç olmaz. 

Olay duyulduğu andan itibaren Laik kesimde ve vicdanlı olanlarda infial oluştururken, dini kesimin büyük kısmında sessizlik hâkim oldu. Hatta haberi gündeme taşıyan gazeteci Timur Soykan’ın tutuklanmasını isteyecek kadar da linç girişimini ileri götürdüler. 

Her zaman olduğu gibi olaya sebebiyet verenler değil de haber yapanın cezalandırılmasına da alıştırıldık. 

Haber şöyle; *H.K.G. yıllar sonra şikayeçi oldu 30 Ekim 2022’de İstanbul Anadolu Başsavclığı’nın iddianamesi tamamlandı. Savcı İddianamede H.K.G.’nin anne ve babasının tecavüze göz yumduğunu anlattı. İddianamede Annesi, babası ve K.İ. hakkında en az 27’şer yıl hapis cezası talep edildi. Ayrıca K.İ. için cinsel saldırı suçundan da ceza talep edildi.* 

Delililer ortadayken hepsi serbest bırakıldılar ve mahkeme 5 ay sonraya duruşma günü verdi. 

Delilleri karartmak için bu süre yeterli mi acaba? 

Öte yandan Hiranur Vakfından açıklama geldi; Süreci devam eden bir davanın iddianamesinde yer alan suçlamalar dava sonuçlanmadan sadece iddiadan ibarettir. Vakıf yönetimi olarak dava sürecini takip edeceğiz. Hukuk sistemimize güveniyoruz ve mahkemenin en doğru kararı vereceğine inanıyoruz. Bir aile içerisinde yaşandığı iddia edilen ve mahkemeye intikal etmiş dava üzerinden bir kurumu karalamaya çalışmak ve İslami hassasiyetleri olan bütün insanları yaftalama niyetinde olmak en hafif tabirle kötü niyettir. Hiranur Vakfı olarak hiçbir kötü niyetin parçası olmayacağız ve Allah’ın izniyle faaliyetlerimize aynı inanç ve azimle devam edeceğiz.”

Özünde bu olaya münferit bir olay gözüyle bakılması gerektiği vurgusu yapılarak, diğerleri gibi üzeri kapatılmaya çalışılıyor. Yargı sistemine de sanki aba altından sopa gösteriliyor. Açıklamanın sonuna da her zaman olduğu gibi ‘Allah’ın izni ekleniyor. 

Aladağ’da cemaat yurdunda yakılan çocuklar davası ne oldu mesela? Ya da Karaman Ensar Vakfında istismara uğrayan 40 çocuk, Kilis’te 14 çocuk, Gerger’de 18 çocuk, Dikili’de 9 çocuk, Erzurum Kuran Kursu’nda 10 çocuk liste uzuyor da uzuyor.

Unutmadık ama arkasına da düştüğümüz söylenemez. Gündemin sürekli değişiklik gösterdiği bir coğrafyada yaşıyoruz çünkü. Yetmedi mi hala bu çocukların hayatlarının kararması içimizi yeterince sızlatmadı mı? Daha kaç çocuğun hayatı bu yapılar aracılığıyla karartılacak. 

Tarikat ve cemaatler dokunulamazlar mı? Neden dokunulmazlıkları var bir açıklansa da bilsek.

Dünyanın birçok batı ülkesinde Pedofili ya da sübyancılık en ağır suçlar kapsamındayken, bizim ülkemizde neden hala ağır suç kapsamında değil?

Batı ülkelerinde sübyancılık cezalarında, “kurbanla saldırgan arasındaki yaş farkı arttıkça cezalarının arttığı” bilinirken, ülkemizde neden hala cezasız kalabiliyorlar? 

Ben ve benim gibi düşünenler adına tüm vekillerimiz, özellikle kadın vekillerimiz teyakkuza geçmelisiniz. Bu ve benzeri olayların önünü tıkamak için cezaların ağırlaştırılmasıyla ilgili yasaların, bir an önce meclisten çıkmasını sağlamak, sizlerin bu halka olan borcunuzdur. Hatta birincil göreviniz olmalı! Ülkesinin çocuklarını koruyamayan, koruyacak yasaları çıkaramayan vekiller olarak tarihte yer almak istemiyorsanız tabii… Cinsel istismar konusunda yaptığınız çalışmaları ve eylem planlarınızı artık harekete geçirin! Bu ve benzeri haberleri duymak ve görmek istemiyoruz.

Hiç anlayamayacağım diğer boyutu da bu çocuğa (Kadir İstekli gibi) veya çocuklara talip olanlar kimdir, kimlerdir? Eğer bunlar insansa, ben insan olduğum için utanıyorum. Bunlar Müslümansa, ben Müslüman olamam.  

Çünkü geçtiğimiz yıllarda da Sosyal Doku Başkanlığı yapmış Nurettin Yıldız çıkıp ekranlarda “7 yaşındaki kız çocuğu evlenebilir” şeklinde kan donduran, sapkın açıklamalarına karşı koymayanların ve hatta kendisine açılan davanın takipsizlik aldığı, adaletin tek taraflı işletildiği bir sistemle yönetilen ülkede yaşıyoruz. 

Bu olanlar siyasal İslam’ın sonucu değil mi? 

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından, “H.K.G’nin 6 yaşındayken cinsel istismara maruz kaldığı” haberlerine yönelik yapılan açıklamada, “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak tarafımızdan, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinde ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ iddiasıyla açılan davaya müdahil olunmuştur. Bakanlığımızca süreç yakından takip edilerek, bundan önce olduğu gibi ilerleyen dönemde de mağdura her türlü hukuksal destek verilecektir.”  Denmesine yeterince delil olmasına rağmen aile fertlerinin tutuksuz yargılanmasına, mahkeme günün 5 ay sonraya verilmesine neden itiraz edilmemiştir. H.K.G. can güvenliği yeterince garanti altına alınmış mıdır? 

Neden bugüne dek Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kapsamlı “kadın koruma” ve “çocuk koruma programı” konusunda çalışmalar yapılmadı? Her gün öldürülen kadınların arkasından da benzeri açıklamalar yapılıyor. Bu bakanlığın siyasal ve sosyal sorumluluğu nelerdir? Takip edilen diğer suç dosyaları kaç tane oldu? Bakanlığın takipten anladığı ve anlatmak istediği nedir?

Yine Hiranur Vakfına baktığımızda, devlet tarafından desteklendiği ve korunduğunu da görüyoruz. Vakfın geçen yıl düzenlediği ve “İcazet töreni” adını verdiği etkinliğe Sancaktepe Kaymakamı Faruk Eraslan ve Belediye Başkanı İsmail Erdem’in de katıldığı bildirilen açıklamada: “Hiranur Vakfı’nda aldıkları eğitimle, İslami ilimlerde hocalık mertebesine ulaşan 63 kişiye icazetleri törenle verildi.” Deniyor. 6 yaşındaki kız çocuğu ile evlenen Kadir İstekli’de bu vakfın hocası. 6 yaşındaki kendi öz çocuğunu evlendiren Yusuf Ziya Gümüşel’de bu vakfın kurucusu olunca düşünmeden edemiyorum bu olay münferit bir olay olarak geçiştirilebilir mi? Hayır geçiştirilemez. 

Çünkü öldürülen kadınların, istismara uğrayan çocukların davalarında, faile iyi hal indirimi uygulayan hukuk sisteminin yaratıcıları ile yönetiliyoruz. 

Çünkü çocuk yaşta evlendirilerek, istismar edilerek çocukların faillerine af getirmek isteyen “Küçüğün rızası var” fetvaları verenlerin sistematiği içinde normalleştirilme çabalarına maruz bırakılıyoruz. 

Kadın eğitilmez, üretime katılmazsa köle zihniyeti ile biat edecektir ki tarikatların istediği de tam budur.  

Kadınlar, anneler devlet bu olayları engelleyemiyorsa sizleri çocuklar konusunda daha duyarlı olmaya, hatta sesinizi yükseltmeye, cehaletle mücadele etmeye çağırıyorum. 

Yoksullukla, cahillikle ve siyasal İslam ile terbiye edilmeye çalışılan bir kısım çoğunluğunun yazgısı ne yazık ki tarikatlara teslim olmaktan ve biat etmekten geçiyor. Bu nedenle de tarikatların ve cemaatlerin tamamı ve tüm kurumlarıyla kapatılmalıdır. Bu ülkenin kadınları, çocukları bu güruhtan gelecek oylara kurban edilmemeli ve edilemez. 

Tarikatları oy yuvası olarak görenler de bir gün siyasi geleceklerinin biteceğini bilmeliler ve gerekeni yapmalılar. Bu ülkenin; temiz siyaset yapacak insanlara, “sapıklara ve sapkınlıklara ceza verilmesi için ağırlaştırılmış cezalarla donanmış kanunlar çıkaracağız, tarikatları tüm kurumlarıyla kapatacağız” diyecek yürekli siyasetçilere ihtiyacı var. 

Mustafa Kemal Atatürk’ün 1925 yılında söylediği söz ile yazımı sonlandıracağım. “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en tehlikeli düşmanı, siyasal düşünceye dönüşen, irtica, yobazlık ve şeriat bağnazlığıdır.”

 

Timur Soykan’a teşekkürlerimle…

Hatice Ozbay

Hatice Ozbay

Tüm Yazıları