Venedik Maske Festivali’nden Covid 19’a ”MASKE”

ILGIN Erarslan Yanmaz

İstanbul

Maske: (TDK)
1. isim Boyalı karton, kumaş veya plastikten yapılan ve başkalarınca tanınmamak için yüze geçirilerek kullanılan yapma yüz.
2. isim Korunmak için özel olarak yapılıp yüze geçirilen şey
3. isim Yüz ve boyun güzelliği için cilde sürülen krem, macun vb. şeyler.
4. isim, mecaz Gerçek duyguları veya bir şeyin gerçek görünüşünü gizleyen aldatıcı görünüş, davranış:
5. isim, ruh bilimi Kişinin oynadığı rol veya hem kendisine hem de çevresine karşı takındığı davranış.

Maske bu  günlerde siyasetten dine ve sağlığa, günlük hayatımızda tüm anlamları ile geniş bir yelpazede kullanılıyor. Bu dönem Google’da ‘’maske’ aramasında ise karşımıza Covid-19’dan korunmak için binbir tarzda ve  fiyat aralığında maskeler çıkıyor. Maske bulamayıp çözüm arayanların gerçeküstü fotoğrafları hepimizi gülme, korkma ve üzülme arasındaki duygulara sürüklüyor.

2020 yılında koronavirüs salgını sebebiyle iptal edilen Venedik Maske Festivali’ne, 2011 yılında “40 Renk Fotoğraf Projesi” kapsamında gitmiştik. Renkler ve çeşitlilik karşısında şaşkınlıkla ve keyifle fotoğraf çekiyorduk. Şimdi dönüp geriye baktığımda bugün maruz kaldığımız gerçeklikten dolayı ne yazık ki o günkü coşkum kalmadı.

Venedik maskeleri, Hedonizm’i kutlayan bir gösteri ve sokak fuarı olan Karnaval’ın simgesi olarak ortaya çıktı. Karnaval aslında  Pagan kültürüne göre baharı karşılama töreni. Geçmişi 1290’lı yıllara kadar uzanıyor.

Yüksek bir yaşam standartına sahip olan Venedik’de eşit olmayan sosyal servetin varlığı ile birlikte, kimliğin gizlenmesi önemli hale gelmiş ve dolayısıyla maskeler antik çağlardan beri günlük hayatta kullanılıyormuş. Maskeler her vatandaşı haliyle eşit bir oyun alanında tutuyor. Bir hizmetçi ve bir asilzade maske taşıdığı sürece birbirine karışıp karıştırılabiliyor. Casuslar gerçek kimlikleri ortaya çıkmadan vatandaşları sorgulayabiliyor. Ve hatta veba salgınında maske takan, hasta olduğu anlaşılmadan sınırsızca temasta bulunabiliyormuş. İnsanlar istedikleri her şey hakkında konuşabiliyor, her şeyi tartışabiliyor ve yargılanmaktan korkmuyorlarmış.  Herkesin artık bir sesi varmış!

Bu özgürlük ve mahremiyet serbestliğinin yarattığı ahlaki düşüş toplumsal çöküşe ve cinsel karışıklığa yol açınca maskelerin Noel ve Shrove Salı’sı dışındaki günlük hayatta takılması yasaklanmış. Karnaval dönemindeki maskelerin popülerliği ve uygulamalarının tüm dünyada farklı ulusal tatillere ve olaylara damgasını vurduğu söyleniyor. (Mardi Grass, Cadılar Bayramı)

Karnaval maskeleri iki ana gruba ayrılır. Birincisi Commedia dell’ Arte’deki profesyonel aktörler tarafından kişiselleştirilmiş ve İtalya’nın farklı şehirleriyle yakından ilişkili karakterleri, etnik gelenekleri, meslekleri ve işleri temsil eder. İkincisi ise Venedik’i en çok temsil eden nesnedir; çünkü partiye, transgresyona ve eğlenceye yansıtılan Venedik ruhunu oynamanıza fırsat verir.

Venedik Maske Karnavalı’nın günümüzde popülerliğinin artık azaldığını düşünenler var. Onlar muhtemelen insanların eğlence için/ saklanmak için/korunmak için kendilerini maskeleyebildikleri başka bir alan(lar) bulduklarını düşünenler. Ben de böyle düşünenlerdenim. İnsan kendi geldiği yeri ve geçtiği yolları bilince, işlemeyenin ve bozuk olanın kokusunu iyi alıyor…

Eyes Wide Shut” filminin maskelerinin yapıldığı dükkan

Vitrindeki ilan, Kubrick’in ‘Eyes Wide Shut’ filminde kullanılan maskelerin orada üretilip satıldığını söylüyor. Filmi izlediyseniz durup bakmadan edemiyorsunuz. Kubrick’in Arthur Schnitzler’in 1926 yılında yayımlamış olduğu, Traumnovelle (Rüya Roman) romanından esinlenerek beyazperdeye aktardığı film, cinsel fantezileri düşsel bir anlatım ile seyirciyle buluşturuyor. Filmin, ailenin kutsallığını ve ahlakı sorgulamanın çok ötesinde olduğunu vizyonda olduğu o dönem izlediğimde anlamamıştım. ‘Maske’nin günlük hayatımıza girmesiyle yeniden düşünme fırsatı oldu.

Film, maskelerin memnuniyetle gerçek kabul edildiği; ilişkilerin doğallığını kaybettiği, üst sınıfın daha da üstünün arasına kabul edilirken kaybettikleri erdemi, insan tüketmede sınırın kalktığı; aynada bile aslını değil olmak istediğini gördüğü; şatafatın güç ile eşit olduğuna inanılan ve dışlananları parçaladıktan sonra törenlerle vicdanların rahatlatıldığı bir kabusa davet gibidir. Günümüzde film belki de karnaval gibi popülerliğini yitirmiştir. Ne de olsa artık beyaz perdenin verdiği keyfi/korkuyu/dürtü ve fantaziyi tetiklemesini taklit eden kara mecralar da (deep web/ internetin karanlık yüzü) var. Ancak filmler bastırdığımız her duygunun çıkışını sağladığımız ve rahatladığımız alanlardır. Kendi kendine film yönetip oynamak ustalık ister ve beceriksizliğe yer yoktur. Çünkü iç uyumu ve dengeyi bozar. Ayrıca yüzyıllardır nesilden nesile maske yapımında ustalaşan zanaatkarlardan olduğumuzu sanmamız da bir yanılsamadan ibarettir. Onu da maskemiz ufak gelip aslımız göründüğünde ya da yüzümüze büyük gelip düşürdüğümüzde farkına varıyoruz, varabiliyorsak tabi…

kaynakça:

filmloverss.com (Osman Karakülah)

ekdergi.com (Meral Bostancı)

tragicomica.it

Yazar: Ilgın Erarslan Yanmaz