Yavrum Brad

Sağda solda beni nasıl kendime getirdiğine dair yazılar görüyorum hem de Türkçe:))
Erkeklerin ayrıldıkları ya da ‘elde var bir ‘ diye kenara ayırdıkları kadınlara nasıl davrandıklarını anlayabilen yeterince acı çekmiş bir yüreğim var benim. Yoksa bugüne kadar bunu anlatamadım mı?

Dergâhına artık eremediğin kadınların geçmişi ve geleceği hakkında kurdukları erkil cümlelerin gerçek ideolojilerini nasıl sergilediğini geri kalmış Marksist kılıklı Hazerfenlerimiz bir anlasalardı, ortalıkta popoları açıkta kalmış bir maymun kadar bile sevimli dolaşamadıklarını görürlerdi… 

Erkeklik payesinden vazgeçmiş erkek tanımak için kalbimi vermeye hazır olduğum bu dünyada; gözlerinin, şöhretinin ve başka şeylerinin büyüklüğüne inanarak üstüme gelmiş olduğuna inanamıyorum Brad… Ya da adın her neyse…

Samanlıkta sakladığın hesapların ortaya çıkışını sen ne kadar korkarsan kork ben seviyorum. Her gece boynuma sardığın iyi geceler öpücüğünün korkulu tonunu da… 

Ah benim kendini insandan başka her şeye eşitleyen selvi boylum, al yazmasızım… Bütün kötü dizi filmlerin sana aşkı öğretmesine izin veren ucuz şiir yüreklim… Yani biraz Rilke oku ama Face’ den olmasın… Camus’u doğru telaffuz et ve korkma Veba’yı ancak gerçek bir sevda yener. O sevda da kendini birkaç dişi ya da bilmem neye bölmez…

Beni nasıl sevdiğini anlatmaya çalışırken hesapsız kredi kartı borcu yapıp sonra gayri resmi tefecide borcunu taksitlendirmeye çalışan yürek fukaralarına benziyorsun. 
Gözlerinin ve kaslarının güzelliği seni kurtarmaz sevda borcundan… Kafa kasların zayıf çünkü…

Diyelim ki beni gerçekten sevmiş ya da sever gibi yapmışsın… Üzerimdeki etkini bir iktidar sarhoşluğu ile tedavide sınır tanımaz doktor edasıyla sunmanın aşağılık kompleksinin bir ürünü olduğunu hiçbir kadın anlamıyor mu sanırsın…

Senin ruhunu bir yüzleşmenin ortasında bütün açıklığı ile gören bu yüreğim bir sevda kaçkınına ne diyebilir ki; eksikliğini dış görünüşte sanmanı ve dış görünüşüne yaptığın yatırımı küçümsemiyorum, sadece kadınların bıyıklarınla uğraşmasını komik buluyorum… 
Senin ne kadar yakışıklıyım diye bayram çocuğu saflığıyla ortada dolanmana ne diyebilir ki bir bıyıksız dişi, yani ben örneğin Sean’nı senden daha yakışıklı buluyorum; anlamlı bakıyor çünkü, bana da hayata da… 

Yani senin adın Brad olsa ya da ne bileyim adının önünde bir unvan yazılı bulunsa ya da adın kalbimdeki tarihten çoktan silinmiş olsa ne yazar… 
Sana tatlı tatlı gülümsüyorum hala anlamıyorsun…
Angelina, 

ya da adım her neyse

Yazar: Yelda Karataş